Konya’da İlim Hayatı ve Medreseler

Konya’da İlim Hayatı ve Medreseler

18 Ekim 2016 0 Yazar: admin

Konya’da İlim Hayatı ve Medreseler

Medrese sözlükte okumak, anlamak, bir metni öğrenmek ve ezberlemek için tekrar etmek anlamına gelen “Dirase” kökünden bir ism-i mekândır.

İslâm’da eğitim öğretim faaliyetleri Asr-ı Saadet’ten itibaren, mescitlerde, kütüphanelerde, saraylarda ve evlerde yapılıyordu. Osmanlı’nın son dönemlerine kadar, medreseler yanında müderrisler camilerde de ders okutuyorlardı.

Türk âleminde ilk teşkilatlı medreseler, Büyük Selçuklu Veziri Nizâmü’l-Mülk tarafından muhtelif yerlerde yaptırılmıştır. Nizamiye Medresesi denilen bu medreselerin en ünlüsü 1067 yılında Bağdat’ta öğrenime açılmıştır. Yapılan bu medreselerin ayakta kalmaları için de büyük vakıflar tesis edilmiştir.

Anadolu Selçukluları döneminde ise, Anadolu baştanbaşa hanlar, hamamlar, kervansaraylar, medreseler, dârü’l-hadisler, dârü’l-hufazlar, zaviyeler ve darü’ş-şifalarla donatılmıştır.

Tarihte, dünyanın en büyük ilim ve kültür merkezlerinden birinin de Konya olduğundan şüphe yoktur. Anadolu Seçukluları’nın payitahtı olan Konya’ya ayrı bir önem verilmiş, bilhassa I. Keykubat döneminde Konya, dünyanın en mamur, en büyük ve en meşhur ilim adamlarının toplandığı bir ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir. İleride teferruatıyla anlatılacağı şekilde, Hazret-i Mevlâna’nın babası Baha Veled ve ailesi, onun döneminde Konya’ya davet edilmiş, onlar da bu davete icabet ederek Konya’ya gelip yerleşmişlerdir. Büyük âlim ve mutasavvıf, Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabî de yine o dönemde Konya’ya gelip, Sadreddin-i Konevîgibi bir büyük ilim adamı ve bir büyük veliyi yetiştirmiş ve Konya irfanına armağan etmiştir.

O devirlerde Konya meşhur filozofların, ünlü bilginlerin, velilerin ve mutasavvıfların uğrak yeridir. Eskiden Bağdat ve Buhara birer ilim ve kültür merkezi iken, artık Konya başta olmak üzere diğer Anadolu şehirleri, İslâm dünyasının her tarafından talebe ve müderris celbeden bir üniversite merkezi haline gelmiştir.

O dönemlerde inşa edilen Karatay, Sırçalı Medrese ve Darü’l-Hadis (İnce Minare), günümüze kadar ayakta kalabilen ve dünyanın hayranlığını üzerinde toplayan ünlü eserlerden bir kaçıdır.

Sultanü’l -Ulema Baha Veled’in ilk misafir olarak kaldığı ve Hazret-i Mevlâna’nın da müderrisliğini yaptığı meşhur Altın Aba (İplikçi), Akıncı, Nizamiye, Seyfiyye, Atabekiyye, Sultan Veled, Ha-tuniye, Tacü’l-Vezir, Gühertaş, Kemaliye ve Kadı Kalemşah medreseleri, yine o zamanlarda inşa edilen ve bazısı Osmanlı’nın son dönemine kadar ayakta kalabilen, birkaçı da Cumhuriyet döneminde yıktırılan medreselerdir.

Konya, Karamanoğlu döneminde de önemini devam ettirmiş, bir süre de Karamanoğlu’na başkentlik etmiştir.

Karmanoğlu döneminde az da olsa imar hareketleri devam etmiş, Muiniye Medresesi, Ali Efendi Muallimhanesi, Unkapanı Medresesi, Hasbey Darü’l-Hufaz’ı, Molla Medresesi ve Dur-sunoğlu Medresesi o dönemde yapılan medreselerdendir. Bunlardan Ali Efendi Muallimhanesi ile Hasbey Darü’l-Hufaz’ı günümüze kadar ayakta kalabilen tarihi eserlerdir. Gazi Alemşah Mahallesindeki bu nadide eseri batılılar, Ayasofya Mescidi olarak adlandırmaktadır. Gerçekten de Has bey Darü’l-Hufazı’nın kapısı ile sağ ve solundaki taş işlemeler Konya’da hiç rastlanmayan müstesna bir tip olarak dikkat çekmektedir.

Karamanoğulları’nı takiben Konya kesin olarak Osmanlı hakimiyeti altına alındıktan sonra da önemini kaybetmiş değildir. O zamanlar, “Taht-ı Karaman” denilen bu bölgeye, merkez Konya olmak üzere, yönetici olarak en seçkin Osmanlı şehzadeleri gönderilmiştir. Bunlar başta Fatih’in oğulları, Şehzade Mustafa ile Şehzade Cem ve daha sonra da diğer şehzadelerdir.

Osmanlılar da, ilme ve ilim adamına büyük önem vermişler, ilim hayatının gelişmesi için gerekli tedbirleri almışlardır. Osmanlı Döneminde ilk medrese, Gazi Orhan Bey zamanında, beyliğin merkezi olan İznik’de yapılmıştır, ilk teşkilatlı medreselerin ise, Fatih döneminde yapıldığını görüyoruz. Fatih İstanbul’u aldıktan sonra, buradaki kiliselerden sekizini medreseye tahvil etmiş ve her birine birer müderrisle birer asistan (muid) tayin ettirmiştir. Ayrıca öğrencilerin de masrafarını karşılamıştır. Her medresede on dokuzar oda vardır.

Fatih’in kurmuş olduğu bu medreselere SAHN ve açılan sekiz medreseye SAHN-I SEMAN adı verilmiştir. SAHN medreselerinin yanında, SAHN-I SEMAN medreselerine danişmend yetiştirmek üzere de Tetimme medreseleri inşa edilmiştir. Sahn medrese talebelerine; DANİŞMEND, tetimme medrese talebelerine; ilim aşkıyla yanan insandan kinaye Farsça, sufteden bozma SOFTA, medreselerde en alt kademedeki talebelere de çömez denilmiştir.

Medreselerde eğitim ve öğretimi yönlendirenlere, günümüzde profesör karşılığında molla yanında genellikle HOCA tabiri kullanılmıştır. Bu tabirler ülke çapında yaygın olarak istimal edilmiştir.

Medrese eğitiminde temel unsur müderristir. Osmanlı sisteminde talebenin hangi medresede değil, hangi müderriste okuduğu önemlidir. Zira icazeti medrese değil, müderris verir. Bu sebeple icazetnamelerde medresenin adı geçmez.

İlk tahsilden sonra medreseler orta, lise yüksek okul ve üniversite öğrenimine tekabül eden ve genellikle en az on-on iki yıllık bir eğitim süresini kapsar, bazen bu süre muhtelif hocalardan alınan icazetlerle daha da uzatılabiliniyordu.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde medrese tahsilinin yüksek tahsil olarak kabul edildiği bilinmektedir. Müderrisler zamanla bilhassa 19. yüzyıl ortalarından itibaren toplumda ve kurumlarda önemli hizmetler üstlenmişler, vilâyet ve belediye meclislerinde üyelikler yapmışlardır. İçlerinde belediye başkanlıklarında bulunanlar olmuştur. Osmanlı döneminde medreselerden çok güçlü ilim adamları yanında şair ve sanatkârlar da yetişmiştir.

Selçuklu döneminde olduğu gibi, Osmanlı döneminde de, Konya’da pek çok medrese inşa edilmiş ve bu medreselerden binlerce müderris yetişmiştir.Bu dönemde yapılan medreselerin en meşhurlarından bazılarının isimlerini vermekle yetineceğim. Bunlar: Taşkapu Medresesi, Yağmu-roğlu Medresesi, Nakıpoğlu Medresesi, Ovaloğlu Medresesi, Müsevvit Medresesi, Adliye Medresesi, Yılanlıoğlu Medresesi, Küçük Daire, Kadızade Medresesi, Ziyâiyye Medresesi, Muhaddiszade Medresesi, Özdemiroğlu Medresesi, Ali Gav Medresesi, Kurdoğlu Medresesi, Şirvaniye Medresesi, Zincirli Medrese ve diğerleri…

Konya’da, 1924 yılında medreselerin kapanmasına kadar aynı anda, altmış civarında medrese faaliyette bulunmuştur. Konya’da Osmanlı Döneminde kurulan medreselerin hiç birisi günümüze intikal etmemiştir.

Medreselerde okutulan dersler, başlıca iki bölümde toplanırdı. Bunlar Ulûm-i âliyye   yani, âlet ilimleri ki, kelâm, mantık, belagat, lügat, sarf, nahiv, hesap, hendese, felsefe, tarih, coğrafya… İkincisi de ulûm-i âliye  adı verilen yüksek ilimler ki; İlm-i Kur ân, ilm-i hadis, ilm-i fıkıh ve ilm-i kelâm gibi yüksek İslâmî ilimlerdir. Medrese tahsilinden önce darü’l-hufaz ve bunun üzerinde dârü’l-kurralarda kıraet ilmi tahsil edenler, ayrıca dönemin tanınmış hattatlarından hat dersleri de meşk ederlerdi.

Medreseye ilk gelen öğrenciye Arapça öğretmek için, önce sarftan, “Emsile” okutulur, bunu sırayla “Maksud”, ‘İzzi” ve “Merah” takip ederdi. İlk defa Emsile ve Maksud’u, rahmetli Akcami imamı Cemil Efendi’de okumuştuk. Nük-tedan ve şakacı bir zat olan Cemil Efendi, zaman zaman talebelerine takılır ve şu tekerlemeyi söylerdi:

“-Emsile evlek evlek, Bina yağlı börek, Maksud karış kuruş. İzzi’de kırıldı kiriş, yiğit isen Merah’a giriş.”

Sırasıyla sarf ve nahiv (Avamil, İzhâr, Kâfiye ve Molla Câmî) kitapları bitirildikten sonra, İslâmî ve diğer ilimlere geçilir, bunlar da tamamlandıktan sonra, öğrenciye “icazet” denilen diploması verilir ve icazeti alan öğrenci de, müderrisler sınıfına katılırdı.

Okuttuğu dersler ve talebe sayıları dönemlerinde müderrisin ilmî seviyesi ve itibarı hakkında bir fikir verebilir. Bütün salnamelerde medreselerin faaliyetleri ile ilgili listelerde Mü-sevvitzade Abdullah Vahdi Efendi ile Kadınhanlı H. Hüseyin Efendi’nin okuttuğu ders çeşitliliği ve talebe sayısı dikkat çekici boyutlardadır. Aşağıda verilen listenin bir yıl sonrasında, onuncu Salname’de Abdullah Vahdi Efendi’nin talebe sayısı yine 180 iken, Hüseyin Efendi’nin talebe sayısı 207’ye yükselir. 1294/1977 yılında faaliyette olan medrese sayısı yirmi dokuz olarak verilmiştir.

KAYNAKLAR

-Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, İstanbul 1954, s. 2/69;
-Mehmet Önder, Konya Maarifi Tarihi, Konya 1952,s.9-33;
-İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi, Konya 1964, s. 959;
-İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı, Ankara 1984, s. 7-17;
-Ömer Özyılmaz, xvıı ve xvııı. Yüzyıllarda Osmanlı Medreselerinin Eğitim Programları, Ankara 2002, s.3-7;
-Caner Arabacı, Osmanlı Dönemi Konya Medreseleri, Konya 1998, s. 50-51;
-Konya Salnameleri;
-Nebi Bozkurt, “Medrese” DİA 28/323-326;
-Mehmet İpşirli, “Medrese” DİA, 28/326-333.

 

Medreselerde Okutulan Dersler

Osmanlı’nın son yıllarına doğru medrese sayısının daha da arttığı görülmektedir.

İlmin zirvede olduğu dönemlerde her ders, ayrı ayrı müderrisler tarafından okutulur ve ihtisasa büyük önem verilirdi. Sonraları her ders aynı müderris tarafından okutulmaya başlanınca, ilmî gerileme kaçınılmaz olmuştur. İlmî gerilemenin diğer bir sebebi de, fen veaklî ilimlerin okutulmasının, medreselerden kaldırılmış olmasıdır.

Medrese tahsilindeki gerilemenin memleket ve ilim yönünden mahzurlarını gören dönemin bir kısım aydınları Konya’da ‘‘Islahı Medâris-i İslâmiyye Cemiyeti” isimli bir cemiyet vücuda getirir. Kısaca “ISLÂH” denilen bu medrese, 2. Meşrutiyet’in hemen akabinde, Bekir Sami Paşa, kısaca Paşa Dairesi olarak bilinen medresenin yerinde kurulur. Müderrisleri de aynıdır. Medresede fen ilimleri yanında İslâm ilimleri de okutulacak, memleketin muhtaç olduğu münevver din adamlarını yetiştirileceklerdir. Medresede Şark dilleri yanında Garp dilleri de okutulur. Kimya ve Fizik laboratuarları kurulur, rasat âletleri alınır. Alâeddin Tepesi’nde geceleri gözlemler yapılır. Fransızca öğretmeni bir Ermeni’dir. Müessesenin kurucularından ilim otoritesi Şeyhzade Ziya Efendi; fizik, kimya ve kozmoğrafya, kardeşi Rıfat Efendi, mantık hocasıdır. Bir ara Konya Müftülüğü de yapan Ömer Lütfi Efendi, Arapça okutmak için Camiü’l-Ezher’den getirilir. Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hoca da yine Arapça hocasıdır. Hacı Veyis Efendi ve diğer oğlu İbrahim Efendi de medresenin hocalarından-dır. Medresede tahsil süresi 12 yıldır. Tahsilini tamamlayanlar Avrupa’ya ihtisas için gönderilecektir. Medresenin tedris hayatı ancak yedi yıl devam eder, İttihat ve Terakki yönetimi tarafından kapatılır.

İttihat ve Terakki iktidarının Şeyhülİslâmlarından Hayri Efendi, bu medresenin bir taklidi olan, Darü’l-Hilâfetü’l Aliye Medresesi Konya Şubesi’ni kurdurmuştur. Bu şubede İzharı, İptidaî, Haric-i Rüşt-i, İptidaî Dahili-i İdadi ve Sahn kısımları mevcut idi. Her kısmın tahsil süresi üç yıldır. Bu medreseler de 1924 yılında, diğer medreselerle birlikte kapatılmıştır.

Tanzimat döneminde, rüştiye ve idadilerin temelleri atılmış, yüksek okul olarak da Darü’l-Muallimîn ile 1908 yılın da Konya Hukuk Mektebi açılmıştır.

1919 yılında Hukuk Mektebi, 1923 yılında da rüştiyeler lağvedilmiştir. Konya İdadisi 1913 yılından itibaren Konya Sultanisi adını almış, Cumhuriyetin ilânından sonra da sultaniler, lise olarak faaliyetlerini devam ettirmişlerdir. Sultaniler, liseye çevrilirken programlarından Arapça ve Farsça dersleri de kaldırılmıştır.

Selçuklu’dan, Osmanlı’nın son dönemine kadar, Konya’nın ilim hayatı ile ilgili olarak, kısa bir bilgi sunmak istedik. Bu konuda geniş bilgi edinmek isteyenler için, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın “Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı”, Mehmet Önder’in “Konya Maarifi Tarihi’, Abdülkadir Erdoğan’ın “Konya’da Eski Medreseler ve Medreseliler” (Konya dergisi), Osman Ergin’in “Türkiye Maarif Tarihi”, Caner Arabacı’nın “Osmanlı Dönemi Medreseleri”, Kerim Sarıçelik’in, “Modern Eğitim Kurumları” isimli eserlerine başvurulabilir.

KAYNAKLAR

– Uzunçarşılı, a.e, s. 20; Konyalı, a.g.e. s. 790;
– Abdülkadir Erdoğan, ‘‘Konya’da Eski Medreseler ve Medreseliler’’ Konya dergisi, S. 20-27;
– Arabacı, a.g.e. s.54-55, 7-60, 476-477;
– Özyılmaz, a.e. s. 17-19;
– Uz, Konya Hukuk ve Baro Tarihçesi, Konya 2006, s. 15-24;
– 1293/1876 ve 1294/1877.yılı Konya Vilâyet Salnameleri.

Konya Alimleri ve Velileri (Mehmet Ali Uz)-MEBKAM

Mehmet Birekul, 2016

 

Total Page Visits: 6553 - Today Page Visits: 2