EĞİTİMDE ENDÜSTRİ 4.0

EĞİTİMDE ENDÜSTRİ 4.0

13 Nisan 2020 0 Yazar: admin

4.0 eğitim müfredatını anlayabilmek için öncelikle endüstri 4.0 ne demek onu anlamak gerekir.

İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruldu.

İkinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi izledi.

Üçüncü sanayi devrimiolan dijital devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı arttı. Dördüncü sanayi devrimi Sanayi/Endüstri 4.0terimi ile ilk olarak 2011 yılında Almanya’da kullanıldı. Teknolojik temeller siber-fiziksel sistemler, Bulut Bilişim ve internet ağını barındırmaktadır.

ZAMAN ŞERİDİ

  • Mekanik Üretim Tesislerinin Uygulanması (18. Yüzyıl)
  • 1712 Buhar Makinesinin İcadı 
  • Elektrik ve İş Bölümüne Dayalı Seri Üretime Geçilmesi
  • (19. Yüzyıl) 1840Telgraf ve 1880 Telefon İcatları
  • 1920 Taylorizm(Bilimsel yönetim) 
  •  Üretim Süreçlerinin Otomasyonu (20. Yüzyıl)
  • 1971 İlk mikrobilgisayar (Altair 8800)
  • 1976 Apple I (S. Jobsve S. Wozniak)
  • Otonom Makineler ve Sanal Ortamlar (21. Yüzyıl)
  • 1988 AutoIDLab. (MIT)
  • 2000 Nesnelerin İnterneti
  • 2010 Hücresel Taşıma Sistemi
  • 2020 Otonom Etkileşim ve Sanallaştırma 

Endüstri 4.0 yada 4. Sanayi Devrimi, birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerinive üretim teknolojilerini içeren kollektif bir terimdir. Bu devrim nesnelerininterneti, internetin hizmetleri ve siber-fiziksel sistemlerden oluşan bir değerler bütünüdür. Aynı zamanda bu yapı akıllı fabrika sisteminin oluşmasındabüyük rol oynar. Bu devrim, üretim ortamında her bir verinin toplanmasına veiyi bir şekilde izlenip analiz edilmesine olanak sağlayacağı için daha verimliiş modelleri ortaya çıkacaktır.

Dördüncü endüstriyel devrim olarak tanımlanan bu gelişmelerin en temel bileşenleri şu şekilde sıralanabilir:

• Otonom robotlar: Kendi başlarına hareket edebilen, karar verebilen, sorun çözebilen imalat ortamında yaygınlaştırılan robotlar.

• Zeki bilişim ağı: Makinelerin birbirleri ile insanlar ile ve yazılımlar ile haberleşmesini sağlayan ve veri trafiğini kontrol ederek yönetebilen bilişim ağı.

• Sistem entegrasyonu: Tüm sistemlerin birbirleri ile bütünleşik olarak çalışması ve bağımsız karar verebilen ancak bağımlı çalışmak durumunda olan imalat sistemlerinin devreye alınmasıdır.

• Siber fiziksel sistemler: Tüm iletişimi ve sistemlerin bütünleştirilmesini mümkün kılan siber sistemler.

• Siber güvenlik sistemleri: Tüm iş ve işlemlerin bilişim ortamında güvenli bir şekilde yürütülmesine olanak veren sistemlerin çalışmasında her türlü siber saldırının önüne geçecek önleyici yeteneği yüksek sistemler.

• Nesnelerin interneti: İmalat ortamındaki sistemler başta olmak üzere toplumun her kesiminde birbiri ile haberleşen nesnelerin ve bunların iletişimini mümkün kılacak veri değişim protokollerinin devreye sokan internet.

• Büyük veri analizleri: Her yıl bir önceki yılın iki katı kadar yeni veri üretilmektedir. Büyük veri üzerinde yapılan zeki analizler ile otomatik olarak karar vericilere gerekli bilgilerin sağlanmasıdır. Doğru bilginin doğru zamanda doğru yerde olmasını temin etmektir.

• Bulut bilişim: Eskiden olduğu gibi büyük paralar verip yazılımlar satın almak yerine bulut bilişim teknolojisi ile hem saklama sistemleri hem de yazılım kullanma imkânları oldukça küçük maliyetler ile karşılanabilecektir. “Kullandığın kadar ödemek” mümkün olabilecektir.

• Benzetim ve Artırılmış Gerçeklik: Benzetim ortamı ile gerçek ortam birbiri ile bütünleşik bir şekilde kullanılabilecektir.Arızalanan sistemler gözlüklerde sanal modelleri üzerinden gösterilen biçimde gerçek sistem üzerinde tamiratı yapılabilecektir.

• Eklemeli imalat ve 3 Boyutluyazıcılar: 3 boyutlu yazıcılar ile sadece model bilgilerinin bilgisayara girilmesi ile istenilen nitelikte ve ebatlarda fiziksel ürünlerin üretilebilmesidir.

• Önleyici bakım: Yeni endüstriyel dönüşümde makinalar sürekli çalışmak durumunda kalacaklardır. Bu da doğal olarak makinaların bakımlarının daha titiz gerçekleştirilmesini ve oluşabilecek olumsuzlukların önceden görülerek tedbirler oluşturulmasını gerekli kılacaktır.

ENDÜSTRİ 4.0’IN PRENSİPLERİ

 Endüstri 4.0, 6 prensibe dayanmaktadır.

  • Karşılıklı Çalışabilirlik: Siber fiziksel sistemlerin yeteneği ile (örn. iş parçası taşıyıcıları, montaj istasyonları ve ürünleri) nesnelerin interneti ve hizmetlerin interneti üzerinden insanların ve akıllı fabrikaların birbirleriyle iletişim kurmasını içerir.
  • Sanallaştırma: Bu yapı akıllı fabrikaların sanal bir kopyasıdır. Sistem, sensör verilerinin sanal tesis ve simülasyon modelleri ile bağlanmasıyla oluşur.
  • Özerk Yönetim: Siber-Fiziksel sistemlerin akıllı fabrikalar içinde kendi kararlarını kendi verme yeteneğidir.
  • Gerçek-Zamanlı Yeteneği: Verileri toplama ve analiz etme yeteneğidir. Bu yapı anlayışın hızlıca yapılmasını sağlar.
  • Hizmet Oryantasyonu: Hizmetlerin interneti üzerinden siber-fiziksel sistemler, insanlar ve akıllı fabrika servisleri sunulmaktadır.
  • Modülerlik: Bireysel modüllerin değişen gereklilikleri için akıllı fabrikalara esnek adaptasyon sistemi sağlar.

ENDÜSTRİ 4.0’IN AVANTAJLARI

  • Sistemin izlenmesinin ve arıza teşhisinin kolaylaştırılması
  • Sistemlerin ve bileşenlerinin öz farkındalık kazanması
  • Sistemin çevre dostu ve kaynak tasarrufu davranışlarıyla sürdürülebilir olması
  • Daha yüksek verimliliğin sağlanması
  • Üretimde esnekliğin arttırılması
  • Maliyetin azaltılması
  • Yeni hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesi

ENDÜSTRİ 4.0’IN KARŞILAŞTIĞI VE KARŞILAŞABİLECEĞİ ZORLUKLAR

  • Bu devrime ivme kazandıracak bilginin ve becerinin ve bilginin eksikliği.Siemens, Bosch gibi büyük Alman firmaları yıllardır kazandığı tecrübe vedeneyimi ile başı çeken konumundalar. Sahip oldukları bilgileri yeniteknolojiler ile harmanlayarak Endüstri 4.0 çağına en hızlı ayak uyduranisimlerden olacaklardır.
  • Endüstri 4.0 demek iş gücüne ihtiyacın azalması demek ve bu neden ilekurumlarda bulunan departmanlarda insan gücünün büyük oranda azalacağı.
  • Endüstri 3.0’a uyum sağlayabilen firmaların Endüstri 4.0 için gösterdikleri isteksizlik tavrı.

EĞİTİMDE ENDÜSTRİ 4.0

Yukarda anlatılan özellikler ve veriler eğitimden uzak gibi görünse de aslında eğitimdeki uygulanışı ile çok benzer özellikler içermektedir. Bu nedenle öncelikle bu özellikleri anlayıp kavramakta fayda vardır. Bu bilgileri içselleştirdikten sonra eğitimde 4.0 ne anlama geliyor onu inceleyebiliriz.

Birçok sektörde (sağlık, iletişim ve ulaşım) uygulanmaya başlanan 4.0 teknolojiler eğitim alanına da uygulanmaya başlandı. Bu kapsamda Stanford Üniversitesi 2013 yılında ilk defa 4.0 eğitim müfredatını uygulama kararı aldı.

Eğitim 4.0, diğer alanlarda olduğu gibi eğitim dünyasında da dijital dönüşümün gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. Endüstri 4.0 anlayışına paralel olarak eğitim dünyasının 4 ana dönüşümü yaşadığını söylemek yanlış olmaz. Genel hatları ile eğitim dünyasındaki değişim ve dönüşümün aşağıdaki gibi bir süreci izlediği görülmektedir.

  • Eğitim 1.0:Doğal olarak tarım toplumunun ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte eğitimlerin gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Tarım toplumlarında bilgi öğretmenden öğrenciye kavramlar yardımı ile aktarılırdı. Olayları ve ilgili bilgileri öğrenebilmek için kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktaydı. Öğrenciler daha çok hocalarını izlemek ve onların uyguladıkları yöntemleri uygulamak durumunda idi. Yeni metotlar geliştirmek temel amaçlardandı.
  • Eğitim 2.0:Endüstriyel toplumlarda eğitim sistemlerinin içeriklerinde de önemli bir dönüşüm yaşanmış, daha çok sanayi kuruluşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojilerin ve teknolojik araçların geliştirilmesi esas olmaya başlanmıştır. Özellikle iş hayatında kullanılacak teknolojilerin geliştirilmesi önemli bir eğitim bileşeni olmaya başladı. Özellikle kütle üretimini tetikleyecek gelişmeler önemli bir eğitim motivasyonu olmaya başladı.
  • Eğitim 3.0:Toplumun enformasyon odaklı yapılanması başlayınca doğal olarak eğitim sistemleri de “teknoloji toplumu”nun ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yapılanmaya başladı. Bu dönemin temelinde “kendi kendine öğrenme” olgusu ortaya çıktı. Dijital medyanın kullanılmasıyla internet başta olmak üzere sosyal medyanın kendisini eğitim sistemlerinde ağırlıklı olarak hissettirdiği dönem başladı. Bilgisayar destekli ve karşılıklı etkileşimli eğitim sistemleri ortaya çıktı. Bu dönemde ortaya çıkan diğer önemli bir dönüşüm ise öğrencilerin bilgiyi tüketenler olmak yerine “bilgiyi üretenler” olarak eğitilmeleridir. Bu aşamada özellikle eğitim sistemlerinin kalite güvencesinin sağlanması temel olmaktadır. Bologna süreci (Crosier D. and Parveva, 2013) ile başlayan çok uluslu ortak eğitim programlarının ve sistemlerinin devreye alınması söz konusu olmuştur.
  • Eğitim 4.0:Endüstri 4.0 dönüşümü ile eğitim sistemlerinde de inovasyonun hâkim olmaya başladığını söylemek yanlış olmaz. Daha doğrusu, önümüzdeki yıllarda inovasyon ağırlıklı eğitim gerçekleştiren eğitim kurumlarının başarılı olması söz konusu olabilecektir. Eğitim kurumları inovasyonu sadece küreselleşmenin etkisi ile dünya çapında rekabet gücünü artırmayı sağlamakla sınırlı görmeyip, bununda ötesine geçerek eğitim sisteminin temel bileşenlerinden birisi olarak görmek durumunda kalacaklardır.

Ayrıca Eğitim 4.0 ortamında görselleştirilmiş eğitim öğretim araçlarının yoğun olarak kullanılması kaçınılmaz bir gereksinim olacaktır. Toplumsal dönüşüme ayak uyduracak yeni teknolojilerin eğitilmesi temel ihtiyaçlardan sayılacaktır. Bu dönemde “yaşam boyu öğrenme” eğitim kurumlarının temel misyonları arasında yer alacaktır.Bilgi kadar liderlik, işbirliği, yaratıcılık, dijital okuryazarlık, etkili iletişim, duyusal zeka, girişimcilik, global vatandaşlık, takım çalışması ve problem çözebilme kabiliyeti gibi yeteneklerin geliştirilmesi ve kabiliyetlerin kalitesinin garanti edilmesi de temel öğrenme kazanımı sayılacaktır. Bu açıdan bakıldığında Eğitim 4.0 sadece eğitim sistemi olarak görülmemelidir. Kritik analitik düşünme, yenilikleri ortaya çıkartmak (inovasyon), verimlilik,sorumluluk ve çok kültürlü bilgi paylaşımı, kariyer geliştirme gibi unsurlara odaklanmak kaçınılmaz olacaktır.

Endüstri 4.0’ın gerektirdiği her alanda tasarlayacak, geliştirecek, üretecek ve üretilen teknolojiyi kullanabilecek insan gücünün eğitimi kaçınılmaz bir gerçektir. Endüstri 4.0’ın gerçekleri; üst düzey düşünme becerilerine sahip bireylerdir, bilmenin yetmeyeceği, düşünmenin zorunlu hale geleceği yöntemlerdir. Dünya problemlerini doğru hissedecek ve tanımlayacak (eleştirel düşünme), çözümü için yenilikçi fikirler üretecek (yaratıcı düşünme), çözüm için doğru yöntem ve teknikleri kullanacak (bilimsel ve analitik düşünme) bireylerin her alanda yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu durum okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim ve yaşam boyu öğretim de olmak üzere çok geniş bir perspektifte birbirleriyle entegre ve etkileşimli olarak düşünülmesi, planlanması,tasarlanması ve uygulanması gereken bir konudur.

Eğitim 4.0 yaklaşımında genel olarak yapılandırmacı eğitim sistemlerinin uygulanacağı belirtilmekte ve Bloom taksonomisinin ötesine geçilerek özellikle aşağıda açıklanan 3 alana dayalı bir öğrenme sürecinin uygulanacağı tanımlanmaktadır.

• Anlamayı düzenleyen 3R (Recalling- Hatırlama, Relating- İlişkilendirme, Refining- Rafine etme)

• Araştırmayı tetikleyen 3I (Inquiring- Sorgulama, Interacting- Etkileşim, Interpreting- Yorumlama)

• Netice üretmeye dayalı 3P (Participating- Katılımcı olma, Processing- İşleme, Presenting- Sunma)

Öğrencilere bu yetenekleri kazandırabilmek için görsel öğrenme, kişiselleştirilmiş eğitim sistemleri, oyun ve senaryo tabanlı öğrenme, proje bazlı problem çözme, artırılmış gerçeklik gibi yaklaşımların kullanılmasının gerekli olacağına işaret edilmektedir.

Başta yükseköğretim akademik camia olmak üzere, eğitim sistemlerinde hedeflenen kazanımlara ulaşmak amacıyla üniversitelerde eğitim kalitesini arttırmak, öğretmen adaylarını teknoloji ile bütünleştirmek, onlarla inovatif ürünler geliştirmek, dijital okuryazarlığı geliştirmek gibi konularda eğitim araştırmalarına odaklanmak zorunluluğu bulunacaktır. Geleceğin bu tür eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim sistemlerinde de önemli değişimler yaşanacaktır. Yukarıda kısmen açıklamaya çalışıldığı gibi genel hatları ile öğrenmeden daha çok inovasyon ağırlıklı bir yaklaşım öne çıkacaktır.

Eğitim öğrenim faaliyetleri farklı mekânlarda, farklı zamanlarda ve farklı araçlar kullanılarak olabilecektir. Her yerde ve her zaman eğitim/öğrenim anlayışı hâkim olacaktır. Bireyler kendi anlayış ve kavrayışları doğrultusunda uzaktan eğitimler alabileceklerdir. Teorik bilgiler sınıf dışında elde edilebilecektir. Pratik bilgiler ise yüz yüze eğitimin temel taşlarını oluşturacaktır.

Öğrenciler kendi kabiliyet ve yeteneklerine uyarlanabilir eğitim sistemleri üzerinden kişiselleştirilmiş eğitimler alabileceklerdir.Öğrencilerin öğrenme hızları ve durumlarına göre eğitimin içerikleri dezenginleştirilebilecektir. Öğrenciler bir konuyu anlamakta zorluk çekerler ise o konunun üstesinden gelinceye kadar tekrar tekrar eğitimleri alabileceklerdir.Bireysel öğrenme becerileri ile doğru orantılı olarak sürekli cesaretlendirileceklerdir. Böylece öğrencilerin öz güven kazanmaları sağlanmış olacaktır. Ayrıca öğretmenler de hangi öğrencilerin hangi konularda daha fazla desteği olduğunu görebilecekleri araçlara sahip olacaklardır. Diğer bir deyişle, öğrencileri eğitim sistemine uydurmak yerine sistemi öğrencilerin kabiliyet ve yeteneklerine göre şekillendirmek mümkün olabilecektir.

Her ne kadar derslerin amacı öğrenciyi belirli bir noktaya götürmek olsa da her öğrencinin hedeflenen noktaya erişmesi için izleyeceği yol farklı olabilecektir. Öğrenciler kişiselleştirilmiş öğrenme araçları ile kendileri için uygun olduğunu düşündükleri araçlar ile kendi öğrenme süreçlerini tasarlayabileceklerdir. Öğrenciler Kendi tercihleri ile serbest olarak tercihleri doğrultusunda şekillendirilmiş yani kendi eksikliklerini giderebilecekleri eğitim programı ve araçları ile esnek öğrenme gerçekleştirebileceklerdir. Harmanlanmış öğrenme, sınıfsız öğrenme, kendi cihazları ile öğrenme gibi yeni yaklaşımlar ile öğrenme önemli olacaktır.

Öğrenciler kendilerini gelecekteki serbest ekonomik ortamlarda bağımsız çalışmaya hazırlamak durumunda kalacaklarından proje bazlı öğrenme ve çalışma gerçekleştirmek durumunda kalacaklardır. Yani yetenek ve kabiliyetlerini kısa sürede nasıl uygulayacaklarını öğrenmek durumunda kalacaklardır. Kurumsal ve organizasyonel zaman yönetimi öğrencilerin geleceğe hazırlamaları için öğrenmeleri gereken temel gereksinimlerden birisi olacaktır.

Teknolojik gelişmelerin ışığında özellikle insan bilgi ve uzmanlığı gerektiren, yüz yüze etkileşime dayalı bir öğrenme ortamı oluşturulabilecektir. Derslerin temel teması alan bilgisi ve tecrübeye odaklanacaktır. Öğrencilere daha çok gerçek dünya problemlerini çözebilecekleri yetenekler kazandırmak üzere eğitimler verilecektir. Bu da daha çok STAJ, MENTOR Projeleri, ve TAKIM çalışması,İŞBİRLİĞİ odaklı yaklaşımlar ile eğitim/öğrenim faaliyetlerinin zenginleştirileceğini göstermektedir.

Günümüzde cehaleti ortadan kaldıran en önemli 3 göstergeden birisi matematik bilgisidir. Gelecekte manuel matematik işlemlerinin artık cehaleti önleyen unsurlardan görülmeyeceği açıktır.Bilgisayarlar her türlü istatistiki analizleri yapabilecek, verileri analiz edebilecek ve geleceğe yönelik tahminler gerçekleştirebilecektir. İnsanların yapması gereken daha çok bu verileri yorumlayabilmek olacaktır. Cehaleti ortadan kaldıran ve okuryazar sayılmanın en önemli göstergesi artık teorik bilgileri numerik verilere uygulayıp (veri analizleri gerçekleştirip) bu verilerden geleceğe yönelik trendleri ortaya çıkartma kabiliyeti olacaktır. Öğrencilerin büyük veri konusunda yoğun olarak eğitilmeleri ve analiz kabiliyetlerinin geliştirilmiş olması gerekecektir.

Sınav şekilleri de tamamı ile değişecektir. Artık Soru ve Cevap uygulamasından vazgeçilecektir. Öğrenciler konuları en sonuna kadar ezberleyip sınavdan sonraki gün unutmaktan kurtulacaklardır. Öğrenme süreci boyunca bilgileri ölçülecek ve bilgileri, sahada uygulama kabiliyetleri, çalıştıkları projelerin performansı ile test edilecektir. Kısacası SINAV yerine DURUM DEĞERLENDİRME kavramı gündemde olacaktır.

Öğrenciler ders içeriklerini oluşturma konusuna her geçen gün daha fazla dahil olacaklardır. Öğrenciler ve öğretmenlerin birlikte hazırladıkları içerikler ile güncel, modern ve gerçekçi içeriklere ulaşılabilecektir.Öğrenim programlarının en önemli girdisi öğrencilerin içerikler ile ilgili kritikleri olacaktır.

Mentor kullanma her geçen gün daha önemli olacaktır. Öğrencilerin öğrenme süreçleri daha bağımsız olacak o nedenle mentor kullanma öğrencinin başarısında önemli bir katkı üretecektir. Eğitim uzaktan gerçekleştirileceğinden öğretmen ve eğitim kurumları akademik performans için daha önemli olacaktır. Eğitim 4.0 dünyasında sanal mentorlar aktif olarak kullanılacaktır.

İnternet üzerinden tüm kurslara ve derslere erişim söz konusu olabilecektir. Öğrencilerin en uygun şekilde öğrenmeleri için web ara yüzleri ve erişim sistemleri gerçekleştirilecektir.

Tüm zamanların teknolojilerini etkileyecek yeni teknolojiler gelişmektedir. Bu teknolojilerin eğitim sistemlerinin de bir parçası olması söz konusu olacaktır. Eğitim 4.0 bu teknolojileri hem eğitim sistemlerinin ve araçlarının oluşturulmasında kullanacak hem de öğrencilerin öğrenmesi için eğitim programının bir parçası yapacaktır.

Başlıklar halinde ele alacak olursak:

1. Zaman Ve Mekandan Bağımsız Eğitim

Öğrenciler istediği yerde ve istediği zaman öğrenme imkanına sahip oluyor. Yeni interaktif öğrenme araçları sayesinde, eğitim mekan ve zaman bağımsız yeni bir forma geçiş yapıyor. Böylece teorik boyut sınıf dışında öğrenilirken, sınıf içerisinde yüz yüze pratik öğrenim gerçekleştiriliyor.

Öğrencilerin “sınıf” veya “okul” adını verdiğimiz dört tarafı taş duvarlarla çevrili binalara olan ihtiyacı ve bağımlılığı azalıyor. Aynı şekilde zamandan bağımsızlık avantajıyla bir çocuk eğitimini kendi odasından E-öğrenme araçlarıyla gerçekleştirebiliyor.

Eğitimin teorik kısmını dijital ortamda kendi başına ve deneyimleyerek öğrenen bireyler, sınıfta ise proje bazlı pratik uygulamalarla (maker etkinlikleri) öğrendiklerini gerçek birer deneyime dönüştürüyor.

2. Kişiselleştirilmiş Öğrenme

Öğrenciler kendi kapasitelerine göre zorluk seviyelerinin ayarlandığı özel araçlar aracılığıyla, kişiselleştirilmiş öğrenime tabii tutuluyor. Bu sayede birçok çocuğun kolayca kavradığını anlamakta güçlük çeken bir öğrenci, kendi kişisel çabasıyla eksiklerini tamamlayabiliyor.

Aracı yazılımlar, öğrenci istenen seviyeye ulaşıncaya dek zorluk seviyesini bir üst çıtaya taşımıyor.Kişiselleştirilmiş öğrenmenin bu avantajıyla, akademik açıdan yetersiz olduğunu düşünerek özgüven kaybı yaşayan öğrencilerin açıklarını kapatması sağlanıyor.

Bu yazılımlardan elde edilen performans grafikleri öğretmenler tarafından incelendiğinde, öğrencinin alan yatkınlığı hakkında fikir sahibi olunabiliyor. Öğretmenler, öğrencinin hangi alanda yardıma ihtiyacı olduğu ve hangi alana yönlendirilmesi gerektiğini kolay ve etkili biçimde saptayabiliyor.

3. Öğrenim Esnekliği

Geleneksel eğitim sistemleri her öğrenci için aynı yöntemle eğitim modelini uygular. Eğitim 4.0 ise aynı hedefe çıktığı sürece farklı yolları denemekte sakıncanın olmadığına inanıyor.

Eğitim 1.0’dan Eğitim 3.0’a dek,öğrencilerin hepsine aynı müfredat aynı öğretim şekilleriyle sunuldu. Eğitim 3.0 ile daha verimli yöntemler tercih edilmesine rağmen gerekli esneklik sağlanamadı.

Küresel adıyla Education 4.0, her öğrenciye uygun ve esnetilebilir eğitim modelini tercih ediyor. Eğitimciler çocukların hangi alanlarda ne kadar etkin olduğu verisinden yola çıkarak, öğrencinin geliştirilmeye açık yönlerini ilerletmesi için özel yönlendirmeler yapabiliyor.

Başarılı yönlendirmelerle her çocuk yatkın olduğu alanlarda daha başarılı olurken, zayıf yönlerini kendine özel ve esnek eğitim planı sayesinde geliştiriyor. Matematik alanında başarılı bir öğrenci, zayıf olan sözel alandaki gelişimini esnetilmiş öğrenme planıyla tamamlayabiliyor.

4. Proje Bazlı Öğrenme (MAKER)

Geleceğin serbest çalışma modeline çocukları şimdiden hazırlamak adına, öğrenciler proje bazlı öğrenme ve çalışma modellerini yakından tanıyor. Yani, öğrenciler öğrendiklerini kağıda yazmak yerine gerçek bir proje üzerinde uygulama şansına sahip oluyor.

Maker adı verilen oluşumlarda, bireyin kendine yeten birine dönüştürülmesi ve üretmesi sağlanıyor. Maker eğitimleri başta teknoloji olmak üzere birçok alanda, yetenekleri etkin ve eğlenceli biçimde kullanmayı öğretiyor. Maker kültürü; tembellik yerine, çocukları eğlenerek geleceğe hazırlamayı hedefliyor. Proje bazlı öğrenme sayesinde çocuklar problemlerle başa çıkabilme, çözüm odaklılık, işbirliği ve ekip çalışması,zaman yönetimi gibi, her öğrencinin akademik kariyerinde oldukça büyük öneme sahip alanlarda kendini geliştirme imkanını değerlendiriyor.

Maker çalışmasına örnek olarak, öğrencilerin belli bir görevi yerine getirmesi amacıyla geliştirdikleri, programlamaya dayalı robotik tasarımları düşünebiliriz.

5.Veri Yorumlama

Matematik gelecekte de hayatımızın içinde yer alacak ancak bu kez matematiksel işlemleri insanlar yerine robotlar yapacak. İnsanlara düşen görev, açığa çıkan verilerden hareketle yorumlar yapabilmek olacak.

Dünya her geçen gün teknolojik açıdan gelişiyor. Bilişim teknolojileri ise yarınımızın en büyük gerçeği.Üniversiteden mezun olduklarında yapacağı mesleği henüz belli olmayan bir neslin teknolojiyi çok iyi tanıması ve Endüstri 4.0’ın küresel ihtiyaçlarına yanıt olmayı başarması lazım.

Bu; sanal sistemlerin kurulması,yönetilmesi, geliştirilmesi, verilerin toplanması, işlenmesi gibi yetkinliklere sahip olmak, kısacası verileri yorumlamayı öğrenmek gerekiyor. Eğitim 4.0’ınönemli gerekliliklerinden biri olarak öğrencilerin verileri tanıması ve verilerden yola çıkarak yorumlar yapabilmesi sağlanmalı.

Böylece öğrenciler standart verilere alışılmadık bir bakış açısıyla yaklaşmayı öğrenebilirler.

6. Tek Sınav Değil, Sürekli Gelişim!

Mevcut sistemde öğrenciler soru/cevap temeline dayanan sınava tabii tutuluyor. Birçok eğitimciye göre bu sistem yalnızca kısa vadede başarılı. Öğrenciler deneyimlemediği ezber bilgileri sınavdan hemens onra unutuyor.

Eğitim 4.0’da sınav yerine değerlendirme odağında uygulama yapılıyor. Öğrencilerin edindiği bilgilerin mesleki hayatına başladığı an kullanması hedefleniyor. Bu bağlamda, öğrencinin bilgisi sınav yerine eğitim döneminin değerlendirilmesini baz alıyor.

Aynı şekilde öğrencilerin sürekli Maker etkinlikleriyle üretmesi ve öğrendiklerini pratiğe dökmesi bekleniyor.Kodlama öğrenen çocuklar sadece teorik bilgilere hakim olmak yerine kendi gündelik hayatlarında kullanabilecekleri bir hesap makinesi veya oyun geliştiriyor. Bu projeler, teorik bilgilerin pratik birer deneyime dönüşmesine ve uzun süreli bellekte depolanmasına katkıda bulunuyor.

7. Öğrenci Katılımlı Müfredat

Eğitim 4.0’da öğrenciler müfredatların oluşturulması sürecine dahil olacaklar. Çağdaş, güncel ve kullanışlı bir müfredatın sürdürülmesi profesyonellerin yanı sıra öğrencilerin de dahil olmasıyla gerçekçilik kazanacak.

Öğrencilerin derslerinin içeriği ve başarısı konusundaki eleştirel girdileri, her şeyi kapsayan bir çalışma programı oluşturmaya yardımcı olacak. Eskiden olduğu gibi öğrenim müfredatları tek başına eğitimciler tarafından hazırlanmayacak.

Eğitimi gören kişilerin verdiği girdilerle hangi konuların daha önemli olduğu ve gerekliliği tartışılabilecek.Hiçbir işe yaramayacak bilgi yığınlarından oluşan müfredatlar, yerini güncel ve öğrencilerinde katılımda bulunduğu müfredatlara bırakacak.

8- Rehberlik Odaklı

20 yıl içinde öğrencilerin öğrenim sürecinin daha bağımsız bir forma sahip olacağına inanılıyor. Bu formda, öğrencilerin eğitimlerini sağlıklı ilerletebilmeleri için rehberlik (mentorluk) önem kazanacak.

Öğretmenlerin, öğrencilerin eğitim sürecine yaptığı rehberlikler sayesinde akademik performansın üst düzeyde olması hedeflenecek. Uzun vadeli tahminlere göre, 20 yıl sonra eğitmenler bilgiden ziyade yönlendirme konusunda yetkin kişiler olarak eğitimde anahtar role sahip olacak.

Buradan yola çıkarak 4.0 eğitim için dijital teknolojiden yararlanan, kişiselleştirilmiş veri, açık kaynak içeriği kullanan küresel anlamda bağlantılı olan teknolojik dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren nitelikte bir sistem diyebiliriz.

Bu sistemde 13 teknolojinin aktif olarak gündemde olacağı öngörülmektedir:

  • Büyük veri analizleri
  • İmplante teknolojiler
  • Bulut Bilişim
  • Mobil internet
  • Nesnelerin interneti
  • Bilgi otomasyonu
  • İleri robot teknolojileri
  • Otonom cihazlar
  • Yeni nesil genler (Gen bilimi)
  • Enerji depolama ve yenilenebilir enerji
  • 3 boyutlu baskı
  • İleri ve zeki malzemeler
  • İnsansız araçlar
  • Bitcoin ve Blockchain teknolojileri (akıllı kontrat oluşturma, bilgi güvenliği, gizlilik sağlama teknolojisi)

Bu anlatılanlardan hareketle eğitim kurumlarının da eğitim/öğretim stratejilerinde değişiklikler olacaktır. Bunlar arasında aşağıdakileri saymak mümkündür:

  • Dijital Kültürün yaygınlaştığı eğitimortamlarına dönüşümün sağlanması
  • Inovasyon güdümlü eğitim programlarının yaşama alınması
  • Yeni iş modelleri ve çok disiplinli eğitim programlarının uygulanması (fakültelerin yapılanmasının buna göreg erçekleştirilmesi)
  • Akreditasyon süreçlerindeki değişime ayak uydurmak, sabit eğitim programlarından vazgeçmek, inovasyon döngüsüne dayanan eğitim programları
  • Yeni eğitim teknolojileri ve yaklaşımlarının kullanılması sanal simülasyon sistemleri (Artırılmış gerçeklik ile gerçek dünyanın entegrasyonu) ile zenginleştirilmiş eğitim programları gibi)
  • Uzaktan eğitim teknolojileri ve bilgisayartabanlı yeni öğrenme süreçleri
  • Kişiselleştirilmiş eğitim ortamlarının devreyealınması

Toplumsal dönüşümlerin sağlıklı yürüyebilmesi sadece endüstriyel ve teknolojik dönüşümler ile mümkün değildir.Buna paralel olarak eğitim ve sağlık gibi toplumun temel dinamizmini yönlendirecek nitelikteki alanlarda da değişim ve dönüşümün sistematik bir şekilde yürütülmesi temel zorunluluklardandır. Bundan 20-30 sene önce 1 Milyon $civarında para ödenerek elde edilecek olan sistemleri bugün 700-800$ gibi çok küçük bir değere almak söz konusu olmuş ise bunu sağlayan bilgi, birikim,deneyim, teknolojik alt yapı vb. konuların eğitim sisteminin temel taşlarını oluşturması kaçınılmazdır. Bunu gerçekleştiremeyen ülkelerin yeni olanakları elde etmeleri mümkün olmayacaktır. Aksine buna sahip olan ülkeleri izlemek veo nların yönlendirmelerine maruz kalmak durumu kaçınılmaz olacaktır.

Eğitim sistemlerinde bir taraftan büyük veri, implante teknolojiler, dijital gözlük, giyilebilir internet, makinelerin insansız birbirleri ile konuşmasını sağlayan nesnelerin interneti, zeki şehirler ve insansız otonom çalışan fabrikalar, 3 Boyutlu yazıcılar ve eklemeli imalat gibi teknik alanlara odaklanılır iken diğer yandan analitik düşünme, dijital kültür ile barışık olma, entelektüel sermaye yönetimi, fikir bankaları, sosyokültürel olaylara proje ve senaryo bazlı çözümler üretebilme, proaktif olma, kendi eksikliklerini görebilme, gelişmeleri yakından okuyabilme,büyük resme odaklanabilme vb. konularda etkin beyinlerin oluşturulması gerekli olacaktır. Gelecek dünyasının aşağıdaki nitelikleri düşünüldüğünde yukarıda açıklanan Eğitim 4.0 kavramının ülkeler için ayrıca çok stratejik bir konu olduğu net olarak ortaya çıkacaktır.

  • Bireysel dijital ordular ve teknoloji polislerinin kullanılması
  • Yazılım, otonom polisler ve ordularının görevde olması
  • Teknik altyapı & enerji – gıdayı hedefleyen savaşların kaçınılmaz olması
  • Global siyasete firmaların yön vermeye başlaması
  • Hava, su ve bitkiler için otonom kalite kontrolü ve filtreleme sistemlerinin etkin olarak kullanılması
  • Otonom sağlık, cerrahi ve yapay organlar hayatın vazgeçilmez bileşenleri arasında yer alması
  • Siber destekli zekâ ve hafıza, ilave uzuvlar ile yaşamın kalitesinin artırılması
  • Sanal ve gerçeğin karışması neticesinde artırılmış gerçekliğin rutin yaşama dönmesi
  • Simülasyon tatiller ve daha az konuşma insan hayatının bir parçası haline gelmesi

Aslında bu listenin daha artırılması mümkündür. Toplumların kaçınılmaz dijital dönüşümü kendileri için en uygun şekilde yaşayabilecekleri bir yol haritası belirleyerek eğitim sistemlerini ona göre yeniden düzenlemeleri gerekmektedir. Robotların gelmesi ile oluşan işsizlik ve teknolojik kölelik gibi kaygıların ortadan kalkması için bu çok önemlidir. Çünkü nasıl eğitim 4.0 anlayışı ile makinalar çıktığında insanların işsiz kalma korkuları boşa çıktı ise, endüstri 4.0 toplumunda da işsizlik ve diğer korkulara yer olmadığı görülecektir. Yeni sistemler geliştirecek, inovatif beyinlere her zaman ihtiyaç olacaktır. Her türlü kötü düşüncenin önüne geçecek sistemlerin geliştirilmesi de mümkün olacaktır. Ancak sağlıklı bir eğitim dönüşümü gerçekleştiremeyen toplumlarda bu korkular kalıcı izler bırakacak ve telafisi de eskisi kadar kolay olmayacaktır.

KAYNAKLAR

academia.edu
analizgazetesi.com.tr
blog.milliyet.com.tr
dmags.net
docplayer.biz.tr
duzce.edu.tr
elektrikport.com
endustri40.com
endustri40.siskon.com.tr
erciyestto.com
fortuneturkey.com
geturkiyeblog.com
gida2000.com
ilerigazetem.com 
iskteknik.com
issuu.com
izkocluk.com
kobi-efor.com.tr
lojistikkulubu.ist
medium.com 
mentalup.net
mfd.com.tr
mobilyadergisi.com.tr
novitek.com.tr
ogrencikariyeri.com
researchgate.net   
robomaker.com.tr
sanaluzman.com 
seckin.com.tr
sites.google.com
skrobotik.com.tr
tekstilisveren.org.tr 
turkishtimedergi.com
vizyonergenc.com
yasamicingida.com
yerliara.com 

Dr.Mehmet Birekul, 2020

Total Page Visits: 3553 - Today Page Visits: 4