Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme (Notlar)

6 Aralık 2014 0 Yazar: admin

                                                                          

 

-BÖLÜM 1 –

EĞİTİMDE  ÖLÇME ve  DEĞERLENDİRMENİN  YERİ

Eğitimcilerin , eğitim sözcüğünü , farklı felsefi görüşlerden hareketle, olanı değil olması gerektiği şeklinde ki tanımlama  girişimleri , onların tamamen ayrı görüşlere  sahip oldukları anlamına vermez. Hem fikir oldukları bazı noktalar da vardır. Eğitimi bir süreç olarak görmek, belli bir eğitim düzeyine gelmek ve değişmek birleştikleri  noktalardır . Bireyin davranışında kendi isteği ile , kendi yaşantısında istenilen değişimi meydana getirmektir eğitim.

Buradan da anlaşılacağı üzere bireyin kendini yetiştirme ve geliştirme sürecidir eğitim. Bilmediği bir konu üzerinde aldığı eğitimle değişim sürecinden geçen kişi öğrenmiş olduğu yeni bilgilerle , olaylar arasında köprü kurabilir, başkasının fikirlerine de saygı duyabilir hale gelir.

 

İNSAN   YAŞAMINDA  ÖĞRENME

Dünyaya gelen insan kendi kendine yetebilir hale gelmesi için belli bir süreç gereklidir. Oysa hayvanlarda böyle değildir. Doğduğu andan itibaren pek çok ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Bir bebeğin acıktığında ağlaması ve bu ağlama sonucunda annenin meme vermesi  bebeğin bundan sonra her ağladığında karnının doyacağını öğrendiği anlamına gelir. Yaşamı boyunca sürecek öğrenme süreci böylece devam edip gider. Sosyalleşmek, bilgi ve beceri kazanmak, topluma yarar sağlamak için ise okul eğitimi devreye girer. Tek başına yeterli değildir elbet. Burada temel soru öğrenme nedir? olacaktır.

 

ÖĞRENME NEDİR?

Organizmanın yaptığı her hareket davranıştır. Öğrenme de davranışla ilgilidir. Bir öğrencinin çoktan seçmeli bir testte doğru olduğunu düşündüğü şıkkı işaretlemesi davranış örneğidir.Ürünler ise davranışın görünümleridir.Öyleyse  davranış gözlenebilir bir harekettir.

Öğrenciye okula geldiğinde  ;1)Daha önce hiç yapmamış olduğu davranış kazandırma 2) Daha önceden edinmiş olduğu davranışı geliştirme yeni içerikler kazandırmasıyla ilgilenir.Okullarda ilgilenilen bu iki davranışa paralel iki tür öğrenmeden söz edilebilir.İlk öğrenme tipi olan edinme- kazanma yeni bir tepki yada davranış içerir.İkincisi ise yaygınlaştırmadır.Her ikiside davranıştaki değişmenin örnekleridir. Ancak her değişme bir öğrenme değildir. Bireyin hastalık, alkol ,yorgunluk v.b. gibi değişimleri buna dahil edilemez.

Öğrenmeyi davranıştaki değişikliklerden anlarız. Öğrenciye bilmediği bir konuda gösterdiği davranışla o konuyu öğrendikten sonra ki davranışı arasında gözlemle yapar , değişiklik varsa o konuyu öğrendiğini varsayarız.

OKUL  ve  ÖĞRENME

Çevre ve aileden edinile pekçok  öğrenme ile çocuk okula gelir. Bu okul ve okul dışında paralel bir şekilde sürer gider.Okul dışında, toplumda kültürel etkileşim ile olan öğretim ne var ki istenilen davranışlar olmayabilir.Çevre arasında tutarlılık olmayabileceğinden bu davranışlar geç ve güç olabilir.

Okullar , önceden saptanan belli özellikleri öğrencilere kazandırmaya çalışan maksatlı öğretim kurumlarıdır. Maksat öğrencinin davranışında istenilen değişikliği oluşturmaktır. Okullar belli öğretim programlarının uygulandığı veya uygulamaya konulduğu yerlerdir.

Öğretmen ise öğrenci ile sürekli etkileşim içinde olan müfredat dahilinde ondaki davranış değişikliğinden sorumlu olan kişidir. Öyleyse öğretmen , okulda yada sınıfta öğrenmeyi kolaylaştırıcı ortamı ve koşulları sağlamak , öğrencinin etkileşeceği çevreyi düzenlemek zorundadır.Öğretmen okullarda belli öğretim programlarının uygulayıcısıdır. Bir genel öğretim modeli üzerinden öğrenciye ders vermekte ve yol göstermektedir.

ÖĞRETİM PROGRAMI

Öğrenci davranışında istenilen değişiklik yada değişikler oluşturmak gereğiyle yapılan planlamadır. Öğrencilerden beklenen öğrenmeyi meydana getirebilmek için planlanmış faaliyetlerin tamamıdır.Dikkatlice hazırlanmış bir öğretim programı ,öğretmen ve öğrenciye , nereye gideceklerini ve ilerlemenin her basamağında ne elde edeceklerini bilme olanağı verir.

Niçin eğitim? Neler ne zaman ve nasıl öğretilecek? Ne kadar öğrenildiğini nasıl anlayacağız? Gibi sorular bir öğretim programında tutarlı bir şekilde cevaplanması gereklidir.

Eğitim hedeflerinin saptanmasında , yetiştirilecek bireylerin eğitim gereksinmesi  ve gücüyle o bireyin içinde yaşayacağı toplumun gereksinmeleri ,olanakları ve yönelimleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Öğrencilerin sahip olması istenen özellikler,o özellikleri kazandırmaya hizmet edecek eğitim kurumları seçilip örgütlenmesi gerekir.Öğrencinin etkileneceği çevrenin ayarlanmasıdır.Öğrencinin davranışında oluşması beklenen değişimlerin gerçekleşip gerçekleşmediği ölçme ve değerlendirme yoluyla araştırılır. Bu durumda bir öğretim programında nelerin yapılacağı belirtilmek durumundadır.

Bir öğretim programının cevaplamak zorunda olduğu sorular ya da programın öğeleri vardır.

HEDEFLER

Şekillenen ve gelişen toplumda insanın , insanın biçimlenmesinde ise eğitimin önemi oldukça fazladır.Her toplum kendi insanını yetiştirmek zorundadır. Geniş anlamda hedefler bir toplumun yetiştirdiği insanda bulunmasını öngördüğü özelliklerdir. Okullarda önceden belirlenmiş özellikler o toplumun insanına öğrencilikten itibaren verilmeye başlanır.

Hedefler yetiştirdiğimiz bireyde olması gereken özelliklerin eğitim yoluyla verilmesidir. Bir dersin hedefi , dersi alan öğrencinin önceki davranışlarında ki değişimi sağlamaktır. Kazandırılmak istenen davranışlar bilgi, yetenek, ilgi, tutum  ve davranışlarla ilgili olabilir. Düzeyi, süresi, içeriği ne olursa olsun, bir ders ya da kursla ilgili olarak yapılacak ilk iş, o dersin ya da kursun hedeflerinin belirlenmesidir .Öğretim etkinliğinin başında hedefler belirlenmek zorundadır. Böylece öğrencinin başarı derecesi karara bağlanacaktır.

Hedeflerin hem eğitim durumlarının seçiminde ve düzenlenmesinde hem de sınama durumlarının hazırlanmasında işe yarayabilmesi için , onların belli kurallara göre ifade edilmesi ve gözlenebilir öğrenci davranışlarına çevrilmesi gerekir.

 

HEDEFLERİN İFADESİ –

Hedeflerin ifadesi ile ilgili :

1) Öğrenci davranışı bakımından ifade edilmelidir

2) Öğretim sonunda , öğretimi başarı ile tamamlayan öğrencinin ne yapabileceğini göstermelidir.

3) Bir ders ya da kursta ki konu başlıklarının hedef ifadeler olarak sunulmasıdır. Konular amaç değil  hedeflere ulaşmada kullanılan araçtır.Hedefler , kurs sonunda başarılı bir öğrencinin  ne yapabileceğinin ifadesidir.

4) Bir hedef tek bir öğrenme ürünü ifade etmelidir.

5) Hedef , hem bir ilgili davranışlar örüntüsüne işaret edecek ya da genelleme yoluyla öğrenmeye olanak verecek denli genel; hem de öğretimi yönlendirecek denli özgül olmalıdır.

6)Hedeflerin hangi konu içeriği ile ilgili olarakgerçekleştirilecekleride belirtilmelidir.

 

HEDEFLERİN GÖZLENEBİLİR ÖĞRENCİ DAVRANIŞLARINA ÇEVRİLMESİ –

Okuduğunu tam ve doğru olarak anlayabilme hedefine ulaşıldığında : a)Verilen bir metne uygun  başlık bulma b) Okuduğu bir metnin ana fikrini bulma c)  Ana fikrin belirtildiği cümleyi bulma  d)  Metinde geçen ve daha önce hiç karşılaşmamış olduğu yeni sözcüklerin anlamlarını yazma ya da önerilenlerin arasından seçip işaretleme  e)  Ana fikri destekleyen yardımcı fikirleri bulma f)  Metinde genel olarak kullanılışından başka bir anlamda kullanılan sözcüklerin metindeki anlamlarını bulma  g) Metinde geçen belli bir ifadenin dengi olan ifadeyi bulma  h)  Metindeki çelişkili fikir ve düşünce tutarsızlıklarını bulma.

Hedeflerin davranışa dönüştürülmesinde;

1-Davranış gözlenebilir ,doğrudan ya da dolaylı biçimde ölçülebilir olmalıdır.

2-Bir hedefin altında yer alan her bir davranış , kesinlikle o hedefle ilgili olmalıdır.

3-Belli bir hedef altında yer alan her bir davranış ifadesinin sınırları belli olmalı

4-Davranış kapsamlı olmalıdır.

Her hedef davranışsal olarak tanımlandığında ,öğretmenin işi , hem eğitim durumu hem de test durumu hazılamada son derece kolaylaşır.Bundan sonra öğrencinin davranışlarını düzenleyen eğitimi hazırlamak ve bunun sonucunda testler yapmaktır.

EĞİTİM  DURUMLARI

Saptanan hedeflerin  nasıl öğretileceğine sıra gelir. Ders araç ve gereçlerinin belirlenmesi, öğrenmenin yöntemleri ve hedefe ulaştırıcı konu içeriği ile bu soruya cevap bulmuş oluruz.Burada önemli olan öğrenciye neler sunulduğu değil onun hangi yaşantıyı edidiğidir.

Öğrenci kendi kendine öğrenebildiği yetiler yanında öğretmenin etkinliğide vardır. Öğretmenin görevi  eğitim durumlarını ayarlamak olacaktır.  yaşantısının iki aşaması vardır.Bunlar iç ve dış koşullardır. Dış koşullar , iç koşullara göre düzenlenmelidir ki öğrenci istenilen davranışları yaşantısına geçirebilsin.

EĞİTİM DURUMLARININ SEÇİMİ-

İstenilen öğrenme yaşantılarını oluşturabilecek eğitim durumlarının seçilip düzenlenmesinde uyulması gereken bazı ilkeler şöyledir:

1-Eğitim durumları hedefle ilgili olmalıdır.

2-Eğitim durumları öğrenci düzeyine uygun olmalıdır.

a)Öğrenciler yeni öğrenme yaşantılarına geçmek için ilgili önkoşul davranışları edinmiş olmalıdır.

b)Öğrenciler , öğretilmek istenilene karşı güdülenmiş olursa daha etkili olurlar.

c)Öğrenciye ,öğrenme sürecindeki durumuyla ilgili sık sık bilgi verilmelidir.

d)Eğitim durumları öğrencilerin ‘’zengin yaşantılar’’ geçirmelerini sağlayıcı nitelikte olmalıdır.

3-Eğitim durumları hem birden çok hedefe hizmet etmeli hem de istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarmaktan uzak olmalı.Bu nedenle öğretmen bir yandan düzenlenen eğitim durumlarının birkaç hedefe birden hizmet etmesini sağlamaya çalışmalı; diğer taraftan istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceği düşüncesiyle uyanık olmalıdır.

EĞİTİM  DURUMLARININ  ÖRGÜTLENMESİ-

Eğitim durumları, istenilen davranış değişiklerinin oluşturabilmesi için tutarlı ve kaynaşık bir bütün haline getirilmelidir.

Etkili bir eğitim durumu için onları birbirini pekiştirecek şekşlde örgütlemek gerekir.

Etkili dikey örgütlemenin başlıca etkeni , yaşantıların sürekliliğidir. Süreklilik , bir tür bilgi ve becerinin ardışık eğitim durumları içinde tekrarlanmasıdır. Şu halde her öğrenme yaşantısı kendisinden daha önce gelene dayalı ve daha sonra gelene hazırlayıcı olmalıdır.

Öğrenme yaşantıları  arasındaki yatay ilişki , kaynaşıklık olarak adlandırılır. Öğrencinin geçirmekte olduğu paralel yaşantılar birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturmalıdır. Bu durumda öğrenci bütünlüğe sahip bir görüş ve uğraşılan konularla ilgili daha kapsamlı bir davranış geliştirebilir.Böyle bir öğrenme hem unutulmaya karşı dirençli hem de hedefe daha çabuk ve kolay ulaşılır olmaktadır.

Değerlendirme :

Programın başında belirtilen öğrenme yaşantılarını öğrencilerine kazandırmak için harcanan çabaların etkili olup olmadığı hakkında bilgi edinmek gerekir. Acaba öğrencide ne kadarı gerçekleşti? Bu soruya geçerli ve güvenilir bir cevap bulmadan sürüp giden eğitim çabalarının etkili olup olmadığı bilinemez.Bu yüzden, en azından , programın hedeflerine ne derece ulaşıldığının bilinmesi için değerlendirmeye gerek duyulur.Bunun içinde üç maksat için değerlendirme yapılır: (1) Tanıma- yerleştirme(2)Biçimlendirme –yerleştirme (3)Değer biçmedir.

 

TANIMA – YERLEŞTİRMEYE YÖNELİK DEĞERLENDİRME

Bunun için iki maksat güdülür: 1)Öğrencilerin belli bir kurs , ders ya da ünitenin önkoşulu niteliğindeki giriş davranışlarına sahip olma derecesini  2) İlgili kursun geliştirmeyi düşündüğü davranışın öğrencide daha önceden olup olmadığını belirlemektir. Böylece öğretimin başlangıç noktasını saptamak ve öğretimi öğrenci düzeyine göre ayarlamak mümkündür.

Öğrencilerin giriş koşullarına sahip olup olmadıkları şu üç durumda ortaya çıkar:

1-Öğrencilerin hemen hemen hepsi giriş davranışlarına sahiptir.

2-Öğrencilerin çoğu giriş davranışına sahiptir.

3-Öğrencilerin tümü ya da bazıları , belli bir ders ya da kursun gerçekleştirmeyi düşündüğü davranışların tümüne sahiptir.

Yerleştirmeye yönelik değerlendirme , öğrencileri eğitimsel açıdan gruplama sorunuyla ilgilidir. Giriş davranışlarının birazına veya hiçbirine sahip olmayan öğrenci grubuna daha fazla ilgi gösterilerek , onlara zorunlu giriş davranışlarını kazandırmada yardımcı olarak ,  başarısızlığı biraz daha azaltmış oluruz.

 

BİÇİMLENDİRME – YETİŞTİRMEYE  YÖNELİK  DEĞERLENDİRME

Öğretim sürecinin bir parçası olarak görülür.Ana işlevi ise , öğretim sürüp giderken , her bir ünitedeki öğrenme eksikliklerini ve güçlüklerini belirlemek; bu eksik ve yetersizlikleri gidermek. İçeriğinde  ya da kapsadığı öğeler arasında böyle önkoşul ilişkileri bulunan derslerde (matematik , yabancı dil gibi) değerlendirmeye gidilmesi zorunludur.

Biçimlendirme – yetiştirmeye yönelik testlere formatif veya ünite testleri denir. Bu testler belli bir öğretim ünitesi için düzenlenir ve ilgili ünite bitiminde uygulanır. Teste verile cevaplara göre her bir öğrencinin kazandığı veya kazanmadığı davranışlar belirlenir. Ünite sonunda saptanan öğrenme eksiklikleri çeşitli yollarla giderilmeye çalışılır. Daha sonra , söz konusu eksikliğin giderip giderilmediği , öncekinin benzeri ikinci bir testle yoklanır. Böylece iyice emin olunup diğer ünitenin öğrenimine geçilir.

Biçimlendirme – yetiştirmeye yönelik değerlendirme , yeni bir programın denenmesi ve geliştirilmesiyle ilgili olarak uygun kanıtlar toplama olanağı verir.

DEĞER  BİÇMEYE  YÖNELİK  DEĞERLENDİRME (SONUÇ  DEĞERLENDİRMESİ )

Bu tür değerlendirmede kullanılacak veriler , bir kursun tümünü içerecek biçimde kursun bitiminde (genel sınav) veya birkaç üniteyi kapsayacak biçimde öğretim devresi içinde (ara sınavı) uygulanan testlerle elde edilir. Bu testler sonucunda öğrencilere not verme , gelecek kurslardaki başarısını yordama , öğretimin etkinliğine ilişkin dönüt sağlama , farklı öğrenci gruplarının başarılarını karşılaştırma şeklinde kullanılabilir.

Değer biçmeye yönelik değerlendirme sonuçlarından yararlanarak bir sonraki kursta öğretimin başlangıç  noktasını belirleme işi , bir bakıma , tanıma – yerleştirme değerlendirmesine çok benzer.

Değer biçmeye yönelik değerlendirmede , başarılı  olan öğretmenleri ödüllendirmek , yeterince etkili olmayanlara yetiştirici kurslar açmak veya  başka yardımlar sağlamak için de öğretmenler açısından da maksatları vardır.

Değerlendirme sonucunun hatasız olması , ölçme sonucunun , ölçüt ve ölçme sonucuyla ölçütün karşılaştırılması demek olan değerlendirme işlemin hatasız olmasını sağlar.

Eğitimde kasıt , öğrenci davranışını istenilen yönde değiştirmek olduğuna göre değerlendirme için , ilkin öğrenci davranışlarının ölçülmesi gerekir. Bunu sağlamak için de öğrenciye fırsat verilmeli ve onu bu davranışa itecek teste tabi tutmalıdır. Düzenlenecek test durumu gözlenecek davranışla ilgili olacaktır.

Değerlendirmede kullanılacak ölçüt ise maksada göre değişecektir. Sözgelimi not vermede belli bir zeka bölümü ve o dersle ilgili özel yeteneği gibi bireysel etkenlerinde hesaba katılması gerekir.

Sonuç olarak hedeflere ulaşmak için istenilen değişiklikler belirlenmeden yürütülecek bir öğretim etkinliği verimli olmaz. Hedefler belirlenmeli , o noktaya götürecek en kısa ve güvenilir yol seçilmeli , hedefe götürecek  yol ve aracı seçmeli , öğrenci davranışındaki değişmenin yönü ve miktarı belirlenmelidir.

 

-BÖLÜM 2 –

ÖLÇME  ve   DEĞERLENDİRME  KONUSUNDAKİ  TEMEL  KAVRAMLAR

Ölçme ve değerlendirmeyle ilgili kavramları açıklama.

ÖLÇME NEDİR ?

Ölçmenin söz konusu olduğu bugünün toplumunda her yerde her işlemde ölçme yapılabilmektedir. Çağdaş yaşamın , görelide olsa , düzenlice akıp gitmesi , bir ölçüde , değişik özellikleri ölçmek için geliştirilen farklı ölçme araçlarının varlığına bağlıdır.

Yaşamımızda önemli bir yeri olan ölçme ise ;

Bir betimleme işidir. Geniş anlamda ölçme , belli bir nesnenin  veya nesnelerin belli bir özelliğe sahip olup olmadığının , sahipse sahip oluş derecesinin gözlenip , gözlem sonuçlarının sembollerle ve özellikle sayı sembolleriyle ifade edilmesidir.

Ölçmede ölçme konusu olan şey , bir özelliktir. Belli bir özelliğe sahip olup olmama ya da sahip oluş derecesi nesneden nesneye , durumdan duruma , aynı nesne için de zamandan zamana değişebilir. Cinsiyet , medeni hal , ağırlık kişiden kişiye , sıcaklık ise zamandan zamana veya yerden yere değişebilir. Fark kavramı ölçme için temeldir. Her şey eşit derecede olsa idi ölçme diye bir şey söz konusu olmaz idi.

Her nesne , görünen birçok farklı özelliğe sahip olduğundan ‘’ özellik ‘’ kavramı ölçmenin çetin sorunlarından biridir. İnsan fiziksel nesnelerin özelliklerinin yanısıra , ölçmesi daha güç olan zeka, başarı , kişilik gibi özelliklere de sahiptir.

 

DOĞRUDAN   ÖLÇME _

Doğrudan ölçme , ölçme konusu olan özelliğin kendisini dolaysız olarak ölçebiliriz.

 

DOLAYLI  ÖLÇME_

Doğrudan ölçülemeyen özellikler , onlarla ilgili olduğu bilinen başka bir özellikle gözlenerek ölçülür. Ör. Sıcaklık , zeka gibi.

Sıcaklığı termometre denen araç ile ölçeriz. Zekayı ise hazırlanan testler ile bireyin verdiği doğru sayısına göre değerlendirerek ölçüyoruz.

Eğitimde ölçme konusu olan özelliklerin çok azı doğrudan gözlenebilir. Genellikle ölçme konusu olan davranış değil de , onunla ilgili olduğu sanılan davranışlar gözlenip gözlem sonucu asıl ölçme konusu olan davranışa atfedilir. Ör. Öğrenciye öğretmen olduğunda sınıfta karşılaşacağı bir sorunda nasıl davranacağı sorulur .Öğrencinin  cevabı böyle bir durumda nasıl davranacağının işaretidir. Aynı şekilde iyi vatandaş olma da hemen demokratik eğitim  sistemlerinin arasındadır.

Görüldüğü gibi , bütün bu ölçme durumlarında dolaylı ölçme yöntemi kullanılmaktadır. Eğitimdeki ölçmelerin dolaylı olması sonuçların daha çok hatalı olmasına yol açmasına neden olmuştur. Çünkü , dolaylı ölçmelerde , doğrudan ölçmeler içim söz konusu olan hata kaynaklarından başka , asıl ölçme konusu davranış ile gerçekte gözlenen davranış arasında kurulan ilişkide hata kaynağı olabilir.

Gözlem sonuçlarının sayılarla ifadesi veya nesnelere sayı verme işi belli kurallara göre yapılır. Nesnelere sayılar verme işi değişik kurallara göre yapılabileceğinden , bu kuralların gerekli kıldığı çeşitli ölçekler vardır.

 

Ölçek  Kavramı  ve  Ölçek  Türleri

İlk kavrama göre ölçek nesnelere verilen sayıların anlamlarını vermede veya verilen sayıların kullanılmasında uyulması gerekli kurallar ve kısaltmaları belirtmek için kullanılır.

İkinci anlama göre ise , cetvel ya da metre gibi ölçme araçları üzerindeki bölmeleri belirtmek için kullanılır.

 

SINIFLAMA  ÖLÇEKLERİ

sınıfa giren bütün bireyler , iletişimde kolaylık sağlamak için bir sınıf adıyla anılırlar. Bunlara bir harf veya sayı ile sembolleştirilirler.

Sınıflandırma veya adlandırma ölçeğinin iki özelliği vardır. Biri simetriklik diğeri  geçişliliktir.

 

SIRALAMA   ÖLÇEKLERİ

Bu tür ölçekler ,belli bir özelliğe sahip  oluş miktarı bakımından nesneleri bir sıraya koymakla elde edilir. Öğrenciler boy sırasına ya da herhangi bir sınavdan aldıkları puana göre başarı sırasına konulabilir.

Sıralama ölçeğinde , başlangıç noktası ve sıralar sabit değildir. Ör. 30 kişilik bir öğrenci grubu boy sırasına konulduğunda sıralamaya belli bir kişiden başlanacak ve bu sıralamada herkesin belli bir sırası olacaktır. Fakat o 30  kişilik gruba 3-5 kişi daha katılarak yeniden bir sıralama yapılsa , sıralamanın başlangıç noktası ve kişilerin eski sıralamaları değişebilir.

 

 

 

EŞİT  ARALIKLI  ÖLÇEKLER

Eğer birçok nesnenin , belli bir başlangıç noktasına göre ve belli bir özelliğe sahip oluş derecesi bakımından eşit aralıkla sıralandığı düşünülürse , sıralama ölçeğinden eşit aralıklı ölçeğe geçmiş oluruz. Takvim  ve termometre eşit aralıklı ölçme araçlarıdır.

Eşit aralıklı ölçeklerdeki başlangıç noktası keyfi olarak saptanır ve bu noktanın sağa sola , ileriye geriye kaydırılması sonucu değiştirmez. Herkes ihtiyari bir başlangıç noktası seçebilir.

Bu ölçekte nesnelerin belli bir özelliğe sahip oluşunun ve nesneler arasındaki bu özelliğe sahip oluş farkının miktarını da sayısal olarak belirtmek olanağı vardır.

Eşit aralıklı ölçeklerdeki sıfır , o noktada , ölçülen özelliğin  gerçekte hiç bulunmadığı anlamına gelmez. Bu tür ölçeklerdeki sıfır noktası , saymaca bir sıfır noktasıdır , doğal değildir. Sıcaklığın sıfır derece olması , sıcaklığın hiç bulunmaması demek değildir.

Eşit aralıklı ölçeklerde , aynı özelliği  ölçmek  için geliştirilen ölçeklerden birisiyle elde edilen ölçme sonucu diğerine çevirebilir. Bu çevirme işinde matematikteki transformasyon formülü kullanılır. Bu tür ölçekler oranlı karşılaştırma yapmak için yetersizdir.

 

ORANLI  ÖLÇEKLER

Aralıklı ölçek üzerindeki saymaca sıfır noktası yerine doğal veya gerçek sıfır noktası konulabilirse , elde edilen yeni ölçeğe oranlı ölçek adı verilir.

Metre , kilogram , saat gibi ölçme araçları bu tür ölçek esasına uygun olarak geliştirilmiştir. Bu araçlardaki sıfır noktası , ölçülen özelliğin hiçliğini gösterir. Bu tip ölçekler daha çok fiziksel bilimlerde kullanılır.

Eşit oranlı ölçekle elde edilen ölçmelerin sıfır noktası kaydırılırsa ölçmeler eşit aralıklı ölçeğe dönüştürülmüş olur. Bu dönüştürmelerin her birinde  bir miktar bilgi kaybolur. Onun için bu temel ölçek basamaklarında sınıflama ölçeğinden sıralamaya , sıralamadan eşit aralıklı ve eşit oranlı ölçeğe doğru yükselen dönüşümler mümkün değildir.

Değerlendirme   Nedir ?

Değerlendirme bir yargılama işlemidir ve iki şeyin karşılaştırılmasına dayanır. Ölçümlerden bir anlam çıkarmak ve ölçülen nesneler hakkında  bir değer yargısına ulaşmaktır. Açıkça ifade edilmemiş olsa bile , her değer yargısı kesinlikle bir ölçme sonucu ile bir ölçütün karşılaştırılmasına dayanır.

Değerlendirme kesin olarak bir ölçme sonucu ile bir ölçütü gerektirir. Ölçüt önceden , kesin olarak belirlenmiş bir standarttır ya da gruba bağlı olarak çıkarılmış tipik bir puandır , normdur.

Değerlendirmenin hatasız ya da az hatalı olması , değerlendirmede kullanılan ölçümlerin değerlendirme maksadı ile ilgili ve o maksat için yeterli olmasını ve uygun bir ölçüt seçilmesini gerektirir.

Ölçmede araç kullanılması hem işi kolaylaştırır hem de doğru sonuç verir.

_ BÖLÜM  3 _

 

BİR  ÖLÇME  ARACINDA  BULUNMASI  İSTENİLEN  ÖZELLİKLER

 

Genellikle belli bir maksat için yapılır. Maksat , ölçme konusu özellik bakımından kişiler , olaylar ya da nesneler hakkında değerlendirme yapmak ve elde edilen değerlendirme sonuçlarına dayanarak belli kararlar vermektir.

Nesneler veya özelliklerle ilgili ölçmelerde ,  genellikle belli ölçme araçları kullanılır. Hem işi kolaylaştırdığı hem de hata payının az olması nedeniyle belli niteliklere sahip araçlar kullanılır.

Her şeyden önce ölçme aracının ölçülecek özellikleri tam ve doğru ve de karıştırmadan ölçmesi gerekir. Geçerlik  dediğimiz bu nitelik bir ölçme aracının kullanış maksadına hizmet etme derecesini belirtir.

Bu ölçme aracının ölçtüğü şeyi tutarlı biçimde ölçmesi onun güvenirliliğini gösterir. Ayrıca kolay ve masrafsız olması da istenir ki buna da kullanışlılık denir.

 

GEÇERLİK

 

Bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladığı özelliği , başka herhangi bir özellikle karıştırmadan , doğru olarak ölçebilme derecesidir. Üç özellikten en önemlisidir.

Bir aracın geçerli olması için onun sadece ölçmek için düzenlendiği özelliği ölçmesi  gerekir. Lise son sınıf  öğrencilerine yapılan bir sınavda başka etkenlerin etkisi yoksa söz konusu sınavın geçerliği tamdır. Uygulamada özellikle eğitimde ölçmek istediğimiz bilgi ve becerilerin tümünü bir sınavla ölçmek olanaksızdır. Buna başka etkenlerde etki eder ki  elde edilen puana hata karışır. Bundan dolayı eğitimde kullanılan ölçme araçların geçerliği hiçbir zaman tam değildir.

Güvenirlik  , ölçmenin tutarlılığıyla ilgilidir. Eğer bir test güvenilirse  ölçmek için düzenlediği özellikleri tutarlıca ölçer. Bir test geçerli olmak için güvenilir olmak zorundadır. Bir testin geçerliğini , yüksek , orta , ya da düşük diye nitelendirebiliriz. Çünkü geçerlik , daima belli bir maksat için geçerliktir.

Bir testin geçerliği , çoğun ,o testten elde edilen puanlarla belli bir ölçütler takımı arasındaki ilişki bakımından belirlenir. Geçerliğin , istatiksel olarak belirlenmesidir. Test puanlarıyla ölçütler takımı arasındaki ilişki katsayısına geçerlik katsayısı denir. Geçerlik katsayısı , (_1,00 ) ile (+1,00 ) arasında değişir.

KAPSAM  GEÇERLİĞİ

Eğitimde , öğrenci başarısını ölçmek için kullandığımız testler , çoğunlukla belli bir alanda sorulabilecek bütün soruları kapsamaz. Bir testteki sorularla ölçülmek istenilen davranışlar  bir dersin geliştirmek istediği davranışların ancak bir kısmıdır. Böyle olmakla birlikte öğrencinin bir alanla ilgili olan belli sayıdaki sorulara vermiş olduğu cevaplara bakarak onlara söz konusu alandaki başarılarının ölçüsü olan puanlar ya da notlar verilir.

Bir bütün olarak testin ve testteki her bir maddenin maksada ne derece hizmet ettiğine kapsam geçerliği denir. Bir testtin kapsam geçerliği , o testteki toplam maddelerin ölçülecek davranışları ve konu içeriğini örnekleme derecesine ve testteki her bir maddenin ölçmek istediği davranışı ne derece iyi ölçtüğüne bağlıdır.

Bir testtin kapsam geçerliği  mantıksal ya da rasyonel yaklaşım ve de istatiksel yaklaşımla belirlenebilir.

Mantıksal olarak kapsam geçerliğini belirlemede testteki her bir maddenin ve bütün olarak maddelerin dağılımının testtin ölçmeye yöneldiği davranışlarla konuları kapsayıp kapsamadığına bakılır.

Bir testtin kapsam geçerliğini belirlemede istatiksel yaklaşım da kullanılabilir. İstatiksel yaklaşımla kapsam geçerliğini  belirleme girişimlerinde , testteki her maddenin işe yararlığı ile toplam maddelerin konulara ya da hedeflere göre dağılımı üzerinde birincil olarak durulmamaktadır.

Bir testtin kapsam geçerliği , test örneklemenin evreni temsil edileceğine testteki her bir maddenin geçerli olacağına ve test kapsamına ölçülmek istenmeyen davranışların karışmamış olmasına bağlıdır. Uzmanların test hakkındaki görüşlerin alınması ve bunun üzerinde düşünülmesi gereklidir.

 

YORDAMA  GEÇERLİĞİ

Yordama bir tahmindir. Fakat her tahmin bir yordama değildir. Bir tahminin yordama olması için , onun geleceğe dönük olması ve belli bilgilere sahip bazı teknikler kullanılarak yapılmış olması gerek. Bu nedenle istatiksel teknikler kullanılarak ve bilinenlerden yararlanılarak bilinmeyen durumlar hakkında yapılan geleceğe yönelik tahminlerde bulunma işlemidir yordama.

Bir testtin yordama geçerliği , o testten elde edilen puanlarla testtin yordamak için düzenlendiği değişkenin doğrudan ölçüsü olan ve daha sonra elde edilen ölçüt arasındaki korelasyondur.

Bir testtin yordama geçerliğini  belirlemede en önemli nokta , uygun bir ölçüt ölçüsü elde etmektir. Seçilen ölçüt ölçüsünün önem sırası şöyledir :

_ Ölçüt ölçüsü ,  testin yordamaya çalıştığı değişkenle doğrudan ilgili olmalıdır.

_ Ölçüt ölçüsü , oldukça kararlı olmalı , günden güne değişmemelidir.

_ Ölçüt ölçüsü , kişinin başarısını gerçekten yansıtan nesnel ve güvenilir olmalıdır.

_ Ölçütün elde edilmesi kolay ve pratik olmalıdır.

Genellikle bir zeka ya da başarı testinin yordama geçerliğini belirlemede , ölçüt olarak ders notları alınır. Öğretmen dönem sonunda kendi dersiyle ilgili başarı testi uygular . Öğrencinin bu testen aldığı puanlarla kendisinin öğrenciye verdiği karne veya dönem notları arasında ilişki bulur. Bu mevcut hal geçerliliğinin belirlenmesidir.

Mevcut hal geçerliği , öğrencinin bugünkü durumunu belirlemek maksadıyla kullanılan ölçme aracının sahip olması gereken bir niteliktir. Bu yönüyle öğrencinin şimdiki davranışıyla ilgilidir.

YAPI  GEÇERLİĞİ

Yapı , birbiriyle ilgili olduğu düşünülen belli öğelerin ya da öğeler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu bir örüntüdür. Bu anlamda , bir testin yapısını geçerleme süreci , temelde testin maddelerine verilen cevaplar arasındaki ilişkilerin analizine dayanır.

Bir testin yapı geçerliğini belirleme süreci bir ölçüde , bilimsel kuram geliştirme süreciyle aynıdır.

GÖRÜNÜŞ  GEÇERLİĞİ

Görünüş geçerliği , bir testin gerçekten ne ölçtüğüyle değil ,  onun ne ölçüyor göründüğüyle ilgilidir. Görünüş geçerliği olan bir test  , kapağında ne yazılıysa onu ölçüyor görünür. Fizik Testi yazılı olan bir testin içinde fizikle ilgili sorular var ise bu onun görünüş geçerliği vardır demektir.

Testin bütünü için söz konusu edilen görünüş geçerliği , testteki her bir soru için de söz konusudur. Testteki her bir soruda görünüş geçerliğine sahip olmak için , ölçmek istediği şeyi ölçüyor görünmelidir.

Öte yandan bir testin görünüş geçerliğini bazı durumlarda yükseltmek bazı durumlarda ise gizlemek gerekir. Eğer bir test piyasada kabul ettirilmek isteniliyorsa , o testin görünüş geçerliği yükseltilmelidir. Bunun tersine kişilik testlerinin ve kişilik testlerindeki görünüş geçerliği gizlenmelidir. Değilse kişiler maddelere doğru cevap vermekten kaçınabilirler.

 

GÜVENİRLİK

 

Bir ölçme aracının sahip olması istenilen diğer bir özellik , güvenirliktir. Güvenilir bir test aynı gruba iki ya da üç kez uygulandığında gruptaki her bir kişi bütün uygulamalarda yaklaşık olarak aynı puanı almalıdır.

Bir anlamda güvenirlik , geçerliğin bir parçasıdır. Son derece güvenilir bir test , kullanıldığı maksat için çok küçük bir geçerliğe sahip olabilir.

HATA  KAYNAKLARI

Bir ölçme işleminin yapılmasında insan işin içine mutlaka karışır. İnsan ise her an çeşitli etkenler altındadır. Bu hatayı azaltmanın yolu yazılı yoklama yapılan kağıdı ölçmede farklı kişilere ölçme işini yaptırmaktır. Burdan elde edilen ölçütlerin ortalaması alınır. Böyle yapılarak hata payını en aza indirerek gerçeğe daha çok yaklaşılmış olunur.

Bir testten elde edilen puanlar öğrenci kaynıklıdırda. Öğrencinin yorgun , uykusuz , hasta veya güdülenmemiş olması da , doğru cevabı bilmemesi ve tahmin etmesi de etkenler arasındadır.

 

 

HATA  TÜRLERİ

Sabit  Hatalar

Her bir ölçme için miktarı değişmeyen hatalara sabit hatalar denir. Sabit hatalar bireysel ölçümleri ve o ölçümlerin ortalamasını gerçekte olduğundan büyük ya da küçük gösterebilir , fakat ölçümlerin dağılım ölçülerini değiştirici yönde bir etkiye sahip değildir.

Sistemli  Hatalar

Yazılı yoklama kağıtları puanlanırken yazısı güzel düzgün ve okunaklı olanlara fazla puan verilmesi sistemli bir hatadır. Puanlayıcı yanlılıklarını yansıtan tüm hatalar sistemlidir.

Rasgele  Hatalar

Şansla ortaya çıkan ve ne yönde etki ettiği yordanamayan hatalardır. Bu hatalar kaynakları iyi bilinmeyen ölçme sonuçlarına gelişigüzel karışan hatalardır. Rasgele hataların ortalaması sıfıra yaklaşır.

GÜVENİRLİK  KATSAYISI  ve  TAHMİNİ

 

Güvenirlik katsayısı , gerçek ölçümlerin variyansının  gözlenen puanların variyansına oranıdır. Güvenilirlik tahmininde kullanılan başlıca yollar ise ;

  1. Aynı test formunun aralıklı olarak iki ayrı zamanda aynı gruba uygulanması ve elde edilen puanlar arasındaki kolerasyonun bulunması.
  2. İki eş değer testin aynı gruba aynı zamanda uygulanması ve puanlar arasındaki kolerasyonun bulunması.

3.Bir gruba uygulanmış bir testin iki eş değer yarıya bölünmesi ve yarıdan aldıkları puanlar arasındaki kolerasyonun bulunması.

4.Testteki her bir maddeye doğru cevap veren öğrenci yüzdesi hesaplanmışsa testin güvenirliği Kuder-Richardson  20 ve 21 formülüyle tahmin edilir.

 

ÖLÇMENİN  STANDART  HATASI

 

Ölçümlerin tutarlılığı konusunda bireysel ölçümlerin hatası daha büyüktür. Hataların büyüklüğünü araştırmak için aynı kişi ile ilgili iki ya da daha çok gözleme sahip olmalıyız. Eğer aynı araçla veya testle bir birey için sonsuz sayıda ölçme yapılsa aldığı puanlar belli bir dağılım gösterecektir. Bu dağılımın ortalaması kişinin evren puanının iyi bir tahminidir. Böyle bir dağılımın standart kayması , ölçmenin standart hatası olarak adlandırılır.

Ölçmenin standart hatası özellikle bir testteki çeşitli puanların ve puanlar arasındaki farkın güvenirliği konusunda bulunacak yargılar için çok kullanışlıdır.

 

 

Güvenirliği  Etkileyen  Etmenler

 

Güvenirlik bir testin kendiliğinden sahip olduğu bir nitelik değildir. Bir testten elde edilen puaların güvenirliğine birçok etken etki eder. Bu etkenler testin uzunluğu testi olan öğrenci , testin uygulanma koşulları ile uygulandığı grup ve testin puanlamasıyla ilgili olabilir.

Testin  Kendisiyle  İlgili  Etkenler

Testin  Uzuluğu : Bir testte kapsanan madde sayısı testin güvenirliğiyle doğrudan ilgilidir. Eğer güvenirliği etkileyen diğer  etkenlerin tümü kontrol edilmişse ve teste sonradan katılan sorular öncekiler gibi aynı davranışlarla ilgiliyse , soru sayısı artırılarak testin güvenirliği artırılabilir.

Test  Yönergesinin  ve  Testteki  Maddelerin  İfadesi : Testin başında cevaplayıcılar için bir yönerge bulunmalıdır. Cevaplama işleminin nasıl olacağının , nasıl puanlanacağı , kaç soru bulunduğu , ne kadar zaman verildiği bu yönergede cevaplayıcılar için yüksek sesle okunmak zorundadır.

Test  İçeriğinin  Benzeşikliği : Ölçtükleri davranış ve konu bakımından homojen maddelerden oluşan bir testten elde edilen puanlar heterojen  bir testten elde edilen puanlardan daha güvenilir olur.Bir maddenin ayırt etme gücü o maddenin içerdiği fikrin sağlamlığına onun anlamının açıklığına , çoktan seçmeli maddelerde doğru cevabın yeterli , çeldiricilerinse yetersiz bilgiye sahip olan öğrenciler için çekici gelmesine de bağlıdır.

Puanlamadaki   Nesnellik : Bir testin güvenirliğini onun puanlamasının nesnel olup olmayışı büyük ölçüde etkiler. Bir testin değişik kişilerce ya da aynı kişi tarafından değişik zamanlarda puanlamasından elde edilen puanlar arasındaki tutarlılığa o testin puanlama güvenirliği denir.

Puanlama güvenirliği puanlamanın nesnel olmasına ve puanlayıcının öznel kanısının puanlamaya etki etmesine bağlıdır. Bu nedenle objektif testler , en yüksek puanlama güvenirliğine sahiptir.

 

Uygulama  Koşulları

 

Testin uygulamasında ana kural uygulama koşullarının her öğrenci için aynı olmasıdır. Testten elde edilen puanların güvenirliği uygulama koşullarının her öğrenci için değişik olmasından ötürü düşebilir. Uygulama konusunda diğer bir sorun da kopyadır. Uygulayıcı testten önce alınacak tedbirlerin hepsini almak zorundadır. Testin hazırlanıp çoğaltılması ve saklanması konusunda tüm gizlilik ilkelerine uyulmak zorundadır. Testi uygulayanlar sınav esnasında yansız davranmalı , öğrenciye ipucu vermemelidir.

Belli bir kurum ya da kişi tarafından geliştirilen bir test çeşitli yerlerde farklı kişiler tarafından uygulanacaksa , o zaman her bir uygulayıcı olmasa bile , salon görevlilerine uygulamanın nasıl yapılacağına dair bir yönerge verilmelidir.

Eğer uygulayıcı yönergede yazılanları uygularsa ve cevaplayıcılar da buna uyarsa uygulama koşullarının eşitliği sağlanmış olur.

 

 

Testi  Alan  Öğrenci  ve  Testin  Uygulandığı  Grup  İle  İlgili  Etkenler

 

Belli bir testi alan öğrencinin test puanının değişmesine neden olan bireysel etkenler , öğrencinin aldığı  testle ilişkisi dört grupta incelenir :

1)BİREYİN  SÜREKLİ  VE  GENEL KARAKTERİSTİKLERİ :  Bunlara şu özellikleri örnek verebiliriz ;(a) Hızlı okuma ve okuduğunu anlayabilme becerileri  (b) Test yönergesini doğru anlama( c) Testeki bulunan problemlerin benzeri problemlerle çözme gücü (d) Herhangi bir sınavda genellikle görünen tutum ve alışkanlıklar.

2)BİREYİN  GEÇİCİ  VE   GENEL  KARAKTERİSTİKLERİ :  (a) Sınav zamanı öğrencinin uykusuz, hasta veya bir şeye sinirlenmiş olması (b) Testi cevaplamaya karşı güdülenmiş olmaması (c) Test tipi üzerinde alıştırma yapmış olma (d) Sınav yerinin ışıklı havadar olması

3)BİREYİN  SÜREKLİ  VE ÖZEL  KARAKTERİSTİKLERİ : (a) Testteki maddelerin bilgisi (b) Testteki belli bir maddeye karşı tutumu .

4)BİREYİN  GEÇİCİ  VE  ÖZEL  KARAKTERİSTİKLERİ : (a) Doğru cevabı bilmediği halde tahmin yoluyla doğru cevabı tutturma (b) Özel bir testin neden olduğu güdülenme eksikliği (c) Özel bir test için özel olarak hazırlanma.

 

 

KULLANIŞLILIK

 

Bir ölçme aracının sahip olması üçüncü nitelik kullanışlılıktır. Bir testin kullanışlılığı onun geliştirilmesi , çoğaltılması , uygulanması  ve puanlanmasının kolay ve ekonomik olması gerekir.

Testlerin hazırlanmasındaki kolaylık birbirinden oldukça farklıdır. Sözgelimi yazılı yoklama sınavlarının hazırlanması hem daha pratik hem de daha az zaman alır.

Hazırlanan testin sınava girecek her öğrenciye düşecek biçimde çoğaltılması testin kullanışlığını artırır. Bir testi çoğaltılması için okullarda yeterli makinelerin olması işi kolaylaştırır. Bu gün orta ve yüksek dereceli okullarda gerekli hizmetler sağlanmış durumundadır.

Basılan testlerde soruların okunması ve birbirlerinden ayrı olarak algılanması kolay olmalıdır. Testler uygulanmadan önce gözden geçirilmeli , okunup okunmadığına bakılmalıdır.

Bir test uygulanırken eğer çoktan seçmeli ise ve öğrenci sayısı da çoksa kopya çekilebilir. Bunun için birden fazla gözlemci olmalıdır. Fakat yazılı yoklamada öğrencinin kopya vermesi zaman alabilir.

Diğer bir etken de alanın genişliğidir. Öte yandan bazı testlerin uygulanması güç , masraflı ve zaman alıcıdır. Üstelik , bireysel testlerin uygulanmasında , gözlem kaydını , uygulayıcı kendisi tutmak zorundadır. Bu da bireysel testlerin kullanışlılığını sınırlamaktadır.

Kullanışlılık bakımından diğer bir etmen ise puanlamadır. Puanlama kesinlikle o işin uzmanı tarafından yapılmalıdır. Aksi takdirde hangi noktaya puan verilmeli hangi noktada puan kırılacağı bilinmeyebilir ve buda doğru sonuçlar ortaya çıkarmaz.

Seçmeli testlerin puanlanması hem kolay hem de az zaman alır. Puanlanacak cevap kağıdı çoksa bunu makine bile yapabilir ki bu da neden çoktan seçmeli testlerin tercih edildiğini açıklar.

Bir test geliştiricinin uygulama yapmadan önce verileri daha kolay ,daha ucuz ve daha az zamanda nasıl elde edebileceğini en baştan düşünmeli  kullanışlılık etmenini de hesaba katmalıdır.

 

-BÖLÜM  4-

 

TESTLER   VE   TESTLERİN  SINIFLANDIRILMASI

 

Belli bir maksat için yapılan ölçme işlemi nitel veya nicel olabilir. Birey hakkında verilen kararın doğruluk derecesi onun çeşitli özellikleriyle ilgili olarak toplanan bilgilerin kapsamlı , doğru ve sayısal olmasına bağlıdır.

Karar işlemi geçmişte yapılan veri olarak kullanmakla birlikte , özü gereği ve doğruları itibarı ile geleceğe yöneliktir. Birisi hakkında herhangi bir konuda karar vermek onun geleceği ile ilgili karar vermektir. Kişinin ne yapabileceğini , nasıl davranacağını önceden görmek için bilmek , kişiyi mutlu ve başarılı kılacak ortamı sağlamak , bir anlamda geleceğe yön vermek , kişiler hakkında bilgi toplama girişiminin gerisindeki temel nedendir.

 

BİREY   HAKKINDA   BİLGİ  TOPLAMA  YOLLARI

1.Belli bir birey hakkında bireyi gerçek yaşamında gözlemlemekle , onu tanıyanlardan bilgi almak veya bizzat bireyin kendini anlatması ile bilgi edinilir.

2.Bireyi önceden yeri ve zamanı belirlenmiş test durumları içine sokarak onun tepkilerini almak yolu ile bilgi edinilir.

TEST  KAVRAMI

Bu kelime eğitimin dışında , birbirinden az çok farklı olan en az dört ayrı anlamda kullanılmaktadır: Sınama , deneme , kontrol ve yoklamadır.

Test bireylerin belli özelliklerini ölçmek için düzenlenen ve onu alan herkes için aynı olan sorular veya işlerden oluşan bir ölçme aracıdır. Kapsadığı  sorulara verilen cevaplara veya gösterilen tepkilere dayanılarak bireyin veya bireylerin değişik özellikleri arasındaki farklılık veya benzerlikleri ortaya çıkarma işlemidir.

TESTLERİN   SINIFLANDIRILMASI

Denemelik  Bir  Sınıflama

İki ana sınıfa ayrılmaktadır:1)Tipik davranış testleri 2) Maksimum yeterlik testleri

Tipik davranış testlerinde , kişinin günlük yaşamda gösterdiği olağan ya da tipik davranışının bir göstergesi elde edilmek istenir. Bu tür testlerin  amacı , kişinin belli durumlarda nasıl davrandığının ortaya çıkarmasıdır.

Maksimum yeterlik testlerinde ise bir kişinin bir işi belli bir durumda ne denli iyi ya da doğru yapabildiğini belirlenmeye çalışılır. Bu testler kendi içinde ikiye ayrılır :Yetenek testleri ve başarı testleri

Yetenek testleri de kendi içinde ikiye ayrılır: Genel yetenek testleri – özel yetenek testleri

Genel yetenek testi ,bireyin yapmaya çalıştığı her işin başarılmasında aynı derecede kendini duyuran genel zihin gücünü ölçmek için hazırlanmıştır.

Özel yetenek testleri sınırlı ve dar bir alanda sahip olunan zihin gücünü ölçmek için kullanılır.

Testler bir uygulayıcının bir defada uygulayabildiği kişi sayısı bakımından 1)bireysel testler 2) grup testler diye ikiye ayrılır.

Bireyse l testler  bir uygulayıcı tarafından bir defada yalnız bir kişiye uygulanabilen testlerdir. Grup testleri ise bir uygulayıcı tarafından bir defada birçok kişiye uygulanabilmektedir.

Testler uygulama zamanının uzunluğu bakımından da ikiye ayrılır : Hız testleri ve güç testleri

Hız testlerinde cevaplayıcılara  tanınan  cevaplama süresi kısıtlıdır. Bir işin bitirilme sürati testten alınan puanı belirleyen en önemli etkendir.

Güç testi tanımlanmış bilgi ve beceriler bakımından kişilerin başarı düzeyini ölçmeye yöneliktir.Güç testinde bir cevaplayıcının süreyi kullanmasından çok kaç maddeyi doğru cevapladığına bakılır.

Puanlanışlarında puanlayıcının öznel kanı ve görüşlerinin etkisi olup olmaması bakımından objektif ve sübjektif diye ikiye ayırmak mümkündür.

Herkesin puanlayabileceği  ve her kim puanlarsa puanlasın değişmeyen puan varsa bu test objektifdir.

Kişinin alacağı puanın testi puanlayanın öznel kanı ve yargısından etkileniyorsa bu testte sübjektiftir.

Uyarıcıların veriliş biçimine ya da cevaplayıcıdan istenen davranış türüne göre ; dile dayalı testler ve dile dayalı olmayan testler diye ikiye ayrılır.

Dile dayalı testlerde sorular yazılı ya da sözlü olarak sorulur ve cevaplarda aynı şekilde alınır.

Dile dayalı olmayan testlerde soruların sunuluşunda yazılı ya da sözlü tek bir sözcük kullanılmaz.

Testler ayrıca cevabı verilenler arasından seçilen maddelerden oluşan seçmeli testler ve cevabı cevaplayıcılar tarafından hatırlanıp bulunan maddelerden oluşan testler diye  de ikiye ayrılır.

Gözlenen davranışın asıl hakkında hüküm verilecek davranışla ilişkisine göre dörde ayrılır.

1-ÖZDEŞ  ÖĞELER  TESTİ : Bu tür testlerle ölçülen davranışlar doğrudan ölçülür.

2-İLGİLİ  DAVRANIŞ  TESTİ : Bu testlerde gerçek iş koşulları taklit edilmiştir.

3-SÖZELLEŞTİRİLMİŞ  DAVRANIŞ  TESTİ :Okul çağında hemen  ölçülemeyen , mezun olduktan sonra neler yapacağı hakkında sözel olarak ölçülen , iyi bir vatandaş olması gibi bilgiler yer alır.

4-BİLGİ  TESTİ : Sözelleştirilmiş davranış testiyle ilgilidir.

Testler bir de öğretmen yapımı ve standart testler diye de ikiye ayrılır.

Testleri sınıftaki  kullanış maksatlarına göre de üçe ayırmak mümkündür.1-öğretim testleri 2- ehliyet testleri 3- ölçme testleri

Öğretim testlerini kullanmada ana maksat öğretimi geliştirmedir. Öğrencinin zayıf  ve güçlü yanlarını görmelerini sağlamaktır.

Ehliyet testleri bir öğrencinin öğrendiği esas konu içeriği oranını belirlemek için kullanılır. Ünite testleri diye de adlandırılır.

Ölçme testleri bir öğretim birimi sonunda ya da öğretim sürüp giderken her bir öğrencinin başarısının kesin ölçüsünü elde etmeyi amaçlar.

Bu sınıflamanın yapılmasında asıl maksat , kullanışlı ve işe yarar olmasıdır. Gelişigüzel geliştirilen bir testte geçerli ve güvenilir ölçümler elde edilemez. Geçerli ve güvenilir ölçümler vermesi beklenen bir test , belli bir plan dahilinde yapılmalıdır.

 

-BÖLÜM  5 –

TEST   PLANI

Dikkatlice planlanmış testlerle geçerli ve güvenilir ölçümler elde edilir. Sınavın amaca ulaşması için niçin ölçme yapılacağını bilmek , test geliştirme işleminde temel işlemdir. Saptanan kararların verilmesinde ihtiyaç duyulan verilerin belirlenmesiyle de ne ölçülecek sorusu cevaplandırılmış olur. Bir kez ölçülecek olanın ne olduğu belirlendikten sonra onun nasıl ölçüleceği sorusu daha doğru olarak cevaplandırılabilir.

 

1)Testin   Kullanılacağı  Amaç  Saptanmalıdır

Her bir öğrenciye verilecek notu belirleme , öğrencinin güçlü ve zayıf yanlarını söyleyebilme , öğrencinin kurstaki ilerlemesini belirleme , salt bilgiye ilişkin puanlarla bilginin kullanılmasına ilişkin puanlar arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı belirleme gibi daha özgül maksatlar için geliştirilebilir testler.

 

2)Testte   Bulunan   Toplam   Soru  Sayısı   Kararlaştırılmalıdır

Testte bulunan soru sayısının belirlenmesinde ; sınav süresi , testten elde edilecek puanlarla istenen doğruluk derecesi , kullanılan soru tipi , soruları cevaplandırmak için gerekli düşünme sürecinin karmaşıklığı  ya da soruların güçlük derecesi ile cevaplayıcıların düzeyi gibi etkenler etkilidir.

Cevaplayıcının belli bir sürede cevaplandırabileceği madde sayısı , kullanılan soru tipine , soruların güçlük derecesine bağlıdır. Normal bir öğrenci dakikada, tipik bir çoktan seçmeli soruyu veya iki doğru-yanlış sorusunu cevaplandırabilir. Burada dikkat edilmesi gereken etkenler arasında , uygulanacak testtin , hız testi veya güç testi olması ile cevaplayıcıların düzeyini de düşünülmesi gerek. Anlaşılacağı üzere bir testte bulunması  gereken madde sayısını  etkileyen çok sayıda etken vardır. Belli bir zaman süresinde uygulanacak bir testte bulunacak madde sayısını , test geliştirici , örnek yaşantıları temelinde kestirebilir. Deneme sonunda elde edilen geçerlik ve güvenirlikle ilgili veriler ışığında , testin uzunluğu veya her bir tipteki madde sayısı yeniden ayarlanabilir.

3)Ölçülecek  Davranışlar  ve  Bu  Davranışların  Hangi  İçerikler  İçinde  Ölçüleceği  Belirtilmelidir

Bir dersten geçen öğrencinin davranışlarında  o dersi almadan önceki durumuna kıyasla bir farklılık olması gerekir. Her kursun , öğrencinin davranışında ne gibi değişiklikler oluşturacağı o kursun hedefleri  olarak önceden saptanması gerekir.

Öğretim devresinin başında saptanan kurs hedeflerinin dengi ve onlara ulaşıldığının kanıtı olabilecek kritik davranışlar , boşlukta değil kursun belli konularıyla bağıntılı olarak geliştirilebilir. Bir testte bulunabilecek sorular evreninde o evreni temsil edici bir soru örneklemeli seçmek , test geliştiricinin en önemli işidir.Soru yazma girişiminden önce ölçülecek davranışlarla  o davranışların içinde ölçüleceği konuların bir dökümü yapılmalıdır.

 

4)Kullanılacak  Soru  Tipi  Kararlaştırılmalıdır

Bir alanda ölçülmek istenen değişik türdeki davranışlara en uygun düşen maddeyi seçme titizliği bazen her birinden birkaç soru bulunan çok sayıda farklı madde tipinin oluşturduğu bir test ortaya çıkarabilir. Bir teste kapsanacak madde tipini belirlemede testtin uygulanmasına ve puanlanmasına ilişkin kolaylıkları göz önünde bulundurmak gerekir. Öte yandan tek bir madde tipinin kullanılması yönergeleri okumak için zorunluca harcanacak zamanı azaltır, testte daha çok madde kapsanmasına olanak verir.

 

5)Testin  Güçlüğü  ve  Testte  Bulunacak  Soruların  Güçlük  Dağılımı  Kararlaştırılmalıdır

 

Testteki maddelerin güçlük dağılımı testtin kullanış amacına uygun olmalıdır. Eğer test çok sayıda öğrenciden belli ve az sayıda öğrenciyi seçmek için kullanılacaksa testin güçlük düzeyi bu maksada uygun olmalıdır. Bir maddenin güçlüğü asıl olarak o maddenin ölçtüğü davranışa ve konu içeriğine bağlıdır. Kullanılan sözcüklerin cevaplayıcılarca bilinip bilinmemesi anlatımın açık ve yönergelerin anlaşılır olup olmaması madde güçlüğünü etkileyen etkenlerdir.

 

6)Puanlama  Biçimi  ve  Puanlamaya  ilişkin  Başka  İşlemler  Belirlenmelidir

 

  1. Cevapların puanlanmasının elle mi yoksa makineyle mi yapılacağı kararlaştırılmalıdır. Puanlamanın güvenirliği , ekonomikliği ve kolaylığı ölçütlerine göre bu iki yoldan biri yeğlenmelidir. Birden çok puanlayıcı kullanmak gerektiğinde kaç puanlayıcı kullanılacağı onların nasıl seçileceği , seçilenlerin nasıl yetiştirilecekleri ve nasıl kontrol edilecekleri de önceden kararlaştırılmalıdır.
  2. Soru defterinde ya da kitapçığından ayrı bir cevap kağıdı kullanıp kullanılmayacağı karara bağlanmalıdır. Soru tipi ve cevaplayıcıların yaşı ve öğretim düzeyi göz önünde tutulmalıdır.
  3. Testte yer alan maddelerin her birine takdir edilecek puan belirlenmelidir. Bu gereklilik özellikle çoktan seçmeli maddelerde doğru-yanlış maddeleri için daha önemlidir. En basit ve en çok kullanılan puanlama sistemi doğru cevaplandırılan bir maddeye 1 puan vermek , yanlış cevaplandırılan maddelere ise puan vermemektir. Bir testin niteliğini geliştirmek için test maddelerine farklı ağırlık vermek yerine iyi nitelikte ve çok sayıda madde kullanmak daha etkili olur.
  4. Elde edilen puanların şans başarısını artırmak için düzeltme formülü kullanıp kullanılmayacağı bir karara bağlanmalıdır. Bunun belirlenmesi özellikle seçmeli testler için bir zorunluluktur. Düzeltme formül puanlama sırasında uygulanmasına ve testin hazırlanmasına etki etmesine rağmen şans başarısı için düzeltme yapılıp yapılmayacağına ilişkin karar , test uygulanmadan önce verilmiş olmalıdır. Bunun nedeni bir yandan öğrencilerin namusluca cevap vermelerini sağlama öte yandan da tahmine dayalı cevaplardan kaçınmayı sağlayarak puanların geçerlik ve güvenirliğini artırabilme düşüncesidir.

Düzeltme  Formülü

 

En çok kullanılan düzeltme formülü doğru cevaplar toplamından yanlış cevapların bir kısmını çıkrmayı öngören bir formüldür. Düzeltme formülü , formülün dayandığı sayıltılar pratik test durumunda işlediği derecede şans başarısını düzeltir. Fakat bu sayıltıların pratikte her zaman ve her öğrenci için işlediği söylenemez. Pratikte bir cevaplayıcı yanlış bir şıkkı tahmine gitmeden bilgisinin doğruluğuna inanarakta cevaplandırmış olmalıdır.

Düzeltme formülünün gerçekten tam bir düzeltme yapması olanaksızdır. Çünkü formülün dayandığı sayıltılar çoğu kez pratikte işlemez. Ayrıca yönergede cevapsız madde bırakmayınız. Cevabını bilmediğiniz maddede size en doğru gelen şıkkı işaretleyiniz denmesine rağmen yine de bazı cevaplayıcılar tahminden kaçınabilirler.

Yanlışlardan bir kısmını test puanından çıkarmak ya da boş bırakılan maddelerden bir kısmını test puanına eklemek suretiyle yapılan düzeltme girişimlerinin test puanını şans hatasından arıttığını ya da cevaplayıcılar arasındaki şans başarısından ileri gelen farkları giderdiğini savunmak olanaksızdır.

Aslında iyi hazırlanmış bir testten sadece kör tahminle önemli puan kazanma olasılığı önemsenmeyecek derecede küçüktür. Test iyi geliştirilirse ve onu cevaplama için yeterli zaman verilirse çok az öğrenci çok az maddede kör tahmine gider . Bu yüzden iyi hazırlanmış ve cevaplama için yeterli zaman verilmiş testlerde düzeltme formülü uygulanması düşünülmeyebilir.

 

 

 

 

 

-BÖLÜM  6-

 

 

YAZILI    YOKLAMALAR

 

Ülkemizde en çok öğretmenler arasında kullanılan test türüdür. Öğretmenler  tarafından yaygın bir şekilde kullanılmasının nedeni  iki şekilde açıklanabilir.1) Objektif test maddeleri , özellikle bu grupta yer alan diğer madde tiplerine kıyasla önemli  teknik üstünlükleri olan çoktan seçmeli maddeler öğretmenler tarafından daha yeni tanınmaktadır. 2) Bazı öğretmenler ve test geliştiriciler objektif test maddelerinin sadece bilgi düzeyindeki davranışları ölçebildiği , oysaki yazılı yoklama sorularıyla bilgi düzeyinin üstündeki  daha karmaşık ve önemli davranışların ölçüldüğü kanısıdır. Yazılı yoklama sorularıyla salt bilgi düzeyindeki davranışlar ölçülebileceği gibi , iyi ve dikkatlice geliştirilmiş çoktan seçmeli maddelerle daha üst düzeydeki karmaşık davranışların büyük bir çoğunluğu da ölçülebilir.

 

Yazılı   Yoklama   Özellikleri

 

1.Yazılı yoklamalarda öğrencilere duruma göre soru veya sorular sorulur. Sorulan soruya öğrencilerin yazılı olarak vermesi istenir. Cevaplayıcı sorulan soruya düşündükten sonra cevaplayacaktır.

Cevaplayıcı, hakkında yazacağı konu hakkında serbest bırakılır. Cevaplayıcıya  tanınan bu cevap özgürlüğü  , yazılı yoklamalarının en önemli özelliğidir.Cevaplıcıya tanınan cevap özgürlüğü her yazılı yoklama da aynı değildir. Öğrenciden kısa ve kesinlikle belirlenmiş bir cevap vermesi istenebilir ya da sınırsız süre verilebilir. Bunun için yazılı yoklamalarda ikiye ayrılır.(a)sınırlı cevap soruları (b)serbest cevap soruları

Sınırlı  Cevap  Soruları  , verilecek cevabın niteliğine , uzunluğuna ve örgütlenmesine ilişkin bazı sınırlamalar koyar.Sınırlı cevap soruları öğrenciye oldukça yapılanmış bir görev sunar ve öğrencinin yazacağı cevabın niteliğini göreli de olsa kontrol olanağı verir.

Serbest  Cevap  Soruları , cevabın içerek , nitelik  ve uzunluğunu belirlemede cevaplayıcıya neredeyse sınırsız bir özgürlük verir. Serbest cevaplı sorular , öğrenciye cevabında kapsanacak olgusal bilgiyi seçmede kapsanan fikirleri değerlendirmede ve onlarları birbirine ilgilemede cevabını örgütleyip bir kompozisyon haline getirmede büyük bir özgürlük tanır.

2.Cevaplayıcının anlatımının duru , güzel ve çekici olup olmaması; yazısının okunaklı , düzgün ve güzel olup olmaması; yazma sürati kompozisyon yeteneği gibi verilen cevabın görünümü ve o cevaba verilen puanı değiştirilebilen etkenlerdir.

3.Kapsadığı soru sayısının azlığı yazılı yoklamaların geçerlik ve güvenirliğini sınırlayan bir başka etkendir.

4.Sorular , istenilen cevabın ne olduğunu açıkça belirtecek ve sınırlayacak biçimde ne denli özenle yazılırsa yazılsın yine de cevaplayıcı cevaplarını istediği gibi seçme ve ifade etme bağımsızlığına sahiptir.

5.Yazılı yoklama soruları blöf yapılarak şişirme yolla cevaplandırılmaya elverişlidir. Yazmada güçlü olan birisi yanlış olma olasılığı bulunacak yargılardan kaçınarak yuvarlak ifadelerle bir soruyu cevaplama yoluna gidebilir.

6.Yazılı yoklama sorularına verilmiş olan herhangi bir cevap , doğru –yanlış kategorilerinden sadece birisine konulamayabilir.

7.Yazılı yoklama sorularının hazırlanması kolaydır ve az zaman alır. Fakat sorulara verilen cevapların okunması ve puanlanması güçtür, çok zaman alır.

 

Yazılı  Yoklamaların  Geliştirilmesinde  Uyulması  Gerekli  Kurallar

 

Aşağıdaki kurallara uyulduğu takdirde zayıflıklar giderilebilir.

1)Her test için söz konusu olduğu gibi yazılı yoklamalar içinde ilkin bir test planı yapılmalıdır. Sınavın amacı nedir? , Ölçülecek davranışlar nelerdir? , Testte kaç soru bulunacak ve bu soruların ölçülecek konulara göre dağılımı nasıl olacak? gibi sorulara test planı hazırlanırken açık-seçik cevap vermelidir.

2)a-Testte uzun cevap gerektiren az sayıda soru yerine kısa cevap gerektiren çok sayıda soru bulundurulmalıdır. b- Belirtke tablosuna bağlı kalınarak , sorulan sorular içerisinde , önemli davranışları ve konuları ölçen sorular seçilmeli ve teste onlar alınmalı.

3)Her soru değişik yorumlara açık olmayacak biçimde açık ve anlaşılır bir dille yazılmalıdır.

4)Çok zorunlu değilse testte seçimlik sorusu bulundurulmamalıdır.

5)Açık kitap sınavı yapmaktan kaçınmalıdır. Bu maksat sınavdaki problemlerin çözümü için kullanılması zorunlu olan ve ezberlenmesi istenmeyen tekniklerle formüller başka bir sürü benzerleri ile birlikte öğrencilere yazılı olarak verilerek de gerçekleştirilebilir.

6)Sorular her cevaplayıcıya bir tane düşecek sayıda ve  sınavdan önce yazılıp çoğaltılmış olmalıdır. Zaten çok kısa olan sınav süresinin birkaç dakikası da soruların cevaplayıcılara yazdırılması için harcamamalıdır. Bu nedenle sorular öğrencilere yazılı olarak verilmelidir.

7)Soruların başında cevaplama işlemine ilişkin hususları açıklayan bir açıklama ya da yönerge bulunmalıdır.

8)Puanlama sırasında aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi yazılı yoklamaların puanlama öznelliğini azaltıcı yönde etki eder.

A-Puanlayıcı  kağıtların okunması sırasında asıl ölçme konusu olmayan etkenlerin de bir cevaba verilecek puanı belirlemede etkili olma tehlikesini sürekli aklında tutmalıdır.

B-Cevaplayıcıyı tanımaktan ileri gelen puanlayıcının yanlılığını önlemek için , puanlanan kağıdın kime ait olduğunu puanlayıcı bilmemelidir.

C-Cevapların okunmasında bir soruya bütün öğrencilerce verilen cevaplar okunup bitirildikten sonra , başka bir soruya verilen cevapların okunmasına geçilmelidir.

D-Cevapların özellikle sınırlı cevap sorularına verilen cevapların puanlanmasında ayrıntılı bir puanlama anahtarı kullanılmalıdır.

Puanlama anahtarı ile yapılan puanlamalar sonunda her cevaplayıcının bilgisiz olduğu ; eksik , yetersiz ya da yanlış bilgi sahibi olduğu noktaların görülmesi ; bu tanılamaya dayalı olarak da öğretimin düzeltilmesi ve geliştirilmesi mümkün olur.

Serbest cevaplı soruların cevaplandırılmasında cevaplayıcılara nerdeyse sınırsız bir özgürlük tanındığından bu tür soruların her birine bir model cevap yazmak olanaksızdır. Bu nedenle  serbest cevap sorularına verilen cevaplar açıkça tanımlanmış ölçütler kullanılarak sınıflama yöntemi ile puanlanmalıdır.

Sınıflama yönteminde kullanılacak sınıf sayısı iyi , orta , zayıf gibi üç ya da ; çok iyi , iyi , orta, zayıf ve çok zayıf gibi beş olabilir.Ele alınıp okunan her bir kağıt ya her bir ölçütü karşılayıp karşılamadığı açısından ya da ölçütlerin tümünü birlikte karşılama derecesi bakımından önceden belirlenen sınıflardan herhangi birisine konur.

E-Eğer mümkünse cevapları iki ya da daha çok puanlayıcı ayrı ayrı okumalıdır. Özellikle özel ödül verilecek kişileri belirleme ya da daha ileri bir yetiştirme programına öğrenci seçme amacıyla yapılan sınavlarda kesinlikle buna uyulmalıdır.

Birden çok puanlayıcı kullanıldığında puanlayıcıların önceden belli noktalar üzerine uzlaşmış olmaları ve tümünün tek ve aynı puanlama anahtarını kullanmaları gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-BÖLÜM   7-

 

SÖZLÜ    YOKLAMALAR

 

Öğretmenlerin çok eskiden beri kullandığı bir sınav türüdür. Sözlü yoklamalar , bir öğretim tekniği olarak öğretimin geliştirilmesine katkıda bulanabileceği gibi özellikle sözlü yapımın vurgulandığı alanlardaki öğrenci başarısının ölçülmesinde bir ölçme aracı olarak da etkilice kullanılabilir.

Sözlü yoklamalar , sınıf öğretmenlerince genellikle öğrencilere verilecek notun belirlenmesinde kendisine dayanılacak  ve belli bir konu alanındaki öğrenci başarısının ölçüsü olarak kullanılacak veriler elde etmek için yapılır. Bu nedenle sözlü yoklamaların bu sınavların kendi niteliklerin elverdiği ölçüde geçerli ve güvenilir olması gerekir. Sözlü sınavların geçerli ve güvenilir yapmak için bu sınavların yapılmasında bazı kurallara uygun davranılması gerekir.

 

Sözlü  Yoklamaların  Özellikleri

 

1.Bazı derslerin hedefleri arasında sözlü anlatım yeteneği bir topluluk karşısında sıkılmadan konuşabilme gibi davranış örüntüleri de vardır. Dersi alan öğrencinin davranışın oluşup oluşmadığının ölçülmesi bu yoklamayla gerçekleşir.

2.Sözlü sınavlar öğrencinin karanlık ve belirsiz kalan noktaların deşilmesi yoluyla bilginin daha genişlemesine ve derinlemesine ölçülmesine izin verir.

3.Sözlü yoklama sorularının hazırlanması diğer madde türlerine kıyasla hem daha kolaydır hem de daha az zaman alır.

4.Sözlü sınavlarda öğretmenle öğrenci yüz yüze olduğundan , öğrencilerin cevaplarına puan vermede , öğretmen asıl ölçülen bilgi dışındaki etkenlerin etkisi altında kalabilir. Cevaplayıcının güzel konuşma  yeteneği , giyim kuşamı gibi etkenler sınavı yapan kişi üzerinde etkili olabilir.

5.Sözlü sınavlarda bir defada ancak tek bir birey sınava alınabilir. Bütün bireylerin sınavının yapılması çok zaman alır. Bundan dolayı bir öğrenciye en çok 3-4 soru sorulabilir. Sözlü yoklamalarda az sayıda soru sorulabilmesi bu sınavların güvenirliğinin ve kapsam geçerliğinin düşük olmasının rol oynanan asıl etkenlerden birisidir. Çünkü az sayıda  soru ile belli bir konu alanında yoklanmak istenen bilgi ve becerilerin tümünün örneklenmesi olanaksızdır.

6.Sözlü sınavlarda her öğrenciye aynı soru sorulmaz. Bu durum öğrencilere sorulan soruların farklı güçlük düzeyinde olmaları sonucunu doğurur. Bazen öğretmende bilinçli ya da bilinçsiz olarak öğrencilerden yıldızının barıştıklarına kolay , yıldızının barışmadıklarına ise zor soru sorma yoluna gidebilir. Ayrıca zamanda eşit değildir. Sözlü yoklamalardan alınan puanlarla öğrencilerin  başarılarının birbiriyle kıyaslamak oldukça temelsizdir. Bu yüzden sözlü yoklamalarda güvenirlik oldukça düşüktür.

 

 

Sözlü   Sınavların  Yapılmasında   Göz  Önünde  Bulundurulacak   Noktalar

 

1.Sözlü yoklamalar içinde diğer sınav türleri için söz konusu olduğu gibi ilkin bir sınav planı yapılmalıdır.

A)Sınavın amacı öğrencilerin öğrenmede güçlük çektiği yerleri tanıma ya da onların alacakları notu belirlemede kullanılacak ölçümler elde etme olabilir.

B)Yoklanmak istenen davranışları ve konuları gösteren iki boyutlu bir tablo hazırlanmalıdır.

C)Sınavda sorulacak sorular önceden hazırlanan bu belirtke tablosu temelinde seçilerek belirlenmelidir.

 

2.Eğer sınavda birçok öğrenci yoklanmak isteniyorsa kısa cevaplı sorular yeğlenmelidir. Eğer öğrencinin çabuk ve mantıklı düşünebilme , düşünce ve duygularını etkilice anlatabilme gücü ölçülmek isteniyorsa o zamanda uzun cevap gerektiren sorular yeğ tutulmalıdır.

 

3.Sınavda sorulması kararlaştırılan sorular sınavdan önce yazılmış olmalıdır.

 

4.Her bir soruya verilmesi beklenen kabul edilebilir cevaplarda kapsayacağı ana ayrıntılarla birlikte ana hatlarıyla önceden öğretmen tarafından yazılmış olmalıdır.

 

5.Öğretmen sözlüye kalkan öğrenciyi hemen soru yağmuruna tutmak yerine onu biraz rahatlatma yoluna gitmelidir. Öğrenci de kendini yargıç önüne çıkmış bir sanık gibi görmemelidir.

 

6.Öğretmen soruları yavaş ve sesli bir şekilde okuyarak sormalıdır. Öğrenci de kesin ve anlaşılır bir dille ifade etmelidir.

 

7.Ölçülen bilgi dışındaki etkenlerin etkisi altında kalmamak için öğretmen bilinçli ve uyanık olmalıdır. Sorulara verilen cevaplarda tam ayrıntıya değindiği noktalara ( + ) yarı yarıya cevaplandırdığına ( + – ) , hiç değinmediği bir ayrıntıya ise ( – ) verilerek sonradan puanlamada bu işaretlerin puana çevrilmesi yoluna gidebilir.

 

8.Tek bir konuyla ilgili olarak yapılan sözlü yoklamalarda bir öğrenciye birkaç soru sorup onun verdiği cevaplara göre öğrenciye hemen bir not verme yoluna gitmemelidir. Değilse bir kez sözlü yoklamaya kalkan bir öğrenci  ikinci kez sözlüye kaldırılması olasılığının küçüklüğünü düşünerek sürekli çalışmayı bırakabilir. Bu nedenle belli bir günde belli bir konuyla ilgili olarak yapılan sözlü yoklamalarda her öğrenciye aynı konudan yaklaşık eşit güçlükte kısa cevaplı birer soru sorulmalıdır.Bir öğrenci böyle birkaç sözlüye kaldırıldıktan sonra onun toplam kaç tane ( + ) kaç tane ( – ) ve kaç tane de ( +  – ) aldığı hesaplanmalı ve ona göre puan verilmelidir.

 

Yukarıda sıralanan önerilere uyulacak olursa bazı davranışların yoklanmasında kesinlikle kullanılması gereken sözlü yoklamalar oldukça geçerli ve güvenilir yapılır. Bunun için öğretmenin istekli olarak belli bir çaba harcaması gereklidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-BÖLÜM   8-

 

 

KISA   CEVAPLI   TESTLER

 

Kısa cevaplı testler öğrencinin bir sözcük bir tarih bir rakam ya da en çok bir cümle ile cevaplandırabileceği maddelerden oluşur. Kısa cevaplı maddeler , cevabı öğrenci tarafından hatırlanıp yazılan maddeler grubuna girer. İstenilen cevapların kısa ve belirgin olması kısa cevaplı testlerin puanlanmasını tam  olamasada oldukça nesnel yapar. Hatta öğrenci tarafından hatırlanıp yazılan tek objektif maddedir denilebilir.

Bu tür maddelerin çeşitli biçimleri ve sayısız uyarlamaları vardır. Soru cümlesi ya da eksik cümle yapısında olabileceği gibi tanımlama ya da tanımayı gerektiren bir yapıda da olabilir.

Farklı yapıdaki kısa cevap maddeleri içinden en çok kullanılan ve tanınanı soru cümlesi yapısında olanlarla eksik cümle yapısında olanlardır.

 

KISA   CEVAPLI  TESTLERİN  ÖZELLİKLERİ

 

Kısa cevaplı testler kısa cevaplı maddelerden oluştuğuna göre söz konusu testlerin özellikleri kısa cevaplı maddelerin özelliklerine bağlı kalarak belirlenebilir.

 

1.Kısa cevaplı maddelere verilecek cevaplar çok kısadır ve cevaplama işi çok az zaman alır. Öğrenci  bir çok soruyu sadece bir sözcük ya da bir tarih yazmakla cevaplandırmış olur.

 

2.Öğrenci cevabı hatırlayıp yazmaya zorunda olduğundan salt tahminle doğru cevabın bulunabilmesinden doğan şans başarısının puana karışması sakıncası yoktur. Şans hatasının puanlara karışma olasılığının düşüklüğü puanların geçerlik ve güvenirliğini artırıcı yönde bir etkendir.

 

3.Kısa cevap maddelerinin hazırlanması oldukça kolaydır. Kısa cevap maddeleriyle bilgi düzeyinin üstündeki zihinsel becerileri de ölçmek mümkündür.

 

4.Kısa cevap maddelerine verilen cevaplar özellikle bir cümle uzunluğunda ki cevaplar  her zaman kesinlikle yanlış , kesinlikle doğru olarak sınıflandırılamaz. Kısa cevaplı testlerin puanlanması oldukça kolay , çabuk ve nesneldir. Gerektiğinde ayrı bir cevap kağıdı da kullanılabilir.

 

5.Kısa cevaplı testleri hemen her eğitim düzeyindeki öğrencilere uygulanabilir niteliktedir. Çünkü kısa cevap maddelerinin cevaplandırılması ve cevapların kaydı basittir kolaydır.

 

6.Yukarıda da denildiği gibi kısa cevap maddeleri özellikle olgusal bilgileri ölçmede etkilice kullanılabilir.

 

 

Kısa   Cevap  Maddesi   Yazmada   Göz  Önünde  Bulundurulacak   Noktalar

 

1.Her kısa cevap maddesi yalnızca tek bir doğru cevabı olacak biçimde yapılanmalıdır.

 

2.Bir maddenin ifadesinde o maddenin cevabının bulunmasında işe yarayacak ipuçları vermekten kaçınılmalıdır. Doğru cevabın bulunmasında kullanılabilecek ipucu , maddelere verilen gereksiz bir bilgi ya da cümlenin gramer yapısı olabilir.

 

3.Testte , bir diğerinin cevabı olan maddeler bulunmamalıdır.

 

4.Bir ders kitabından ya da öğrencilerce tanınan bir kaynaktan belli bir cümleyi aynen alarak ondan bazı sözcükleri çıkarmak suretiyle eksik cümle maddesi yazma yoluna gitmemelidir.

 

5.Maddelerde cevapların yazılması için bırakılan boşlukların uzunlukları birbirine eşit olmalıdır. Değilse cevap boşluklarının uzunluklarının da doğru doğru cevabın bulunmasında bir ipucu olabilir.

 

6.Bu bölümdeki 4. maddede de olduğu gibi , bir maddenin cevabında birden çok ayrıntı var ise o ayrıntıların her birine ayrı bir puan verilmelidir.

 

7.Bir cümlede çok sayıda boşluk bırakmamalı ve cümlelerden sadece anahtar niteliğindeki anlamlı ve önemli sözcükler çıkarılmalıdır. Eksik cümle istenileni anlatabilecek şekilde yapılanmış olmalıdır. Eksik cümledeki boşluk cümlenin sonuna doğru olursa hem cümle daha iyi yapılanmış olur hem de cevaplayıcı eksik cümleyi bir yerden başlayarak okuyup bitirdikten sonra tekrar cümlenin başına dönmek zorunda kalmaz.

 

8.Cevap yeri olarak bırakılan boşluklar puanlamayı kolaylaştıracak biçimde düzenlenmelidir. Bir testin daha sonra tekrar kullanılması isteniyorsa ilkokul düzeyi dışındaki eğitim düzeylerinde kısa cevaplı testlerin uygulanmasında ayrı bir cevap kağıdı kullanılabilir.

Bir kez testin başında , cevaplama işinin nasıl yapılacağını ve cevaplama zamanını belirten bir açıklama bulunmalıdır. Daktilo yazma sırasında sorular birbirinden ayrı olarak algılanabilecek biçimde ve yanlışsız olarak yazılmalıdır. Test çoğaltıldıktan sonra , uygulamadan önce son kez kontrol edilmeli ve eğer varsa yanlışlar düzeltilmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-BÖLÜM   9-

 

 

 

EŞLEŞTİRME    MADDELERİ

 

Eşleştirme maddeleri iki grup halinde verilen ve birbiriyle ilgili olan bilgi öğelerinin  belli bir açıklamaya göre eşleştirilmesini gerektirir. Bunlar; terimlerle onların adları , sembollerle onların adları , yazarlarla onların eserleri  gibi.

Bir bakıma çoktan seçmeli maddelerin değiştirilmiş hali olarak görülen eşleştirmeli maddeler de öncüller adındaki ifadeler veya kökler bir sütunda , muhtemel cevaplar ya da seçenekler diğer sütunda listelenir.

Eşleştirmeli maddeler kim? ne? nerede? ne zaman? Soruların cevabını oluşturan olgusal bilgilerin ölçülmesinde daha kullanışlıdır, hazırlanması da kolaydır.

 

Eşleştirmeli   Maddelerin   Geliştirilmesinde   Nelere   Dikkat   Edilmelidir?

 

1.Bir eşleştirme maddesi grubunda yer alan öncüler listesi ile cevaplar listesinin her biri benzeşik (homojen) öğelerden oluşmalıdır. Bu iki liste arasında doğrudan bir ilişki bulunmalıdır. Bu gerekler her iki listede yalnızca benzeşik bilgi öğelerin kapsanmasıyla karşılanabilir.

 

2.Bir eşleştirmeli maddeler grubundaki madde sayısı en az 6 , en çok 15 olmalıdır. Madde sayısının 6 dan az olması cevaplayıcının salt tahminle doğru cevabı bulma olasılığı artırır.15 den fazla madde kullanıldığında ise cevaplayıcının ifadeleri okuması ve onları doğru olarak eşleştirmesi  çok zaman alır.

 

3.Bir eşleme takımındaki öncüller ile cevaplar eşit sayıda olmamalıdır. Eğer öncüller ile cevaplar eşit sayıda olursa öğrenci hemen ilk bakışta bildiklerini eşleştirecek geri kalanları ise tahmin edecektir.

 

Şansla doğru cevabın bulunması olasılığını azaltmak için öncülleri ya da cevapları diğerinden daha çok sayıda yapmak gerekir.

 

 

4.Uzun ifadeler öncül olarak kullanılmalı ve öncüller sütunu sayfanın sol tarafına , cevaplar ise sayfanın sağ tarafına yerleştirilmelidir. Böyle olması cevaplamada zaman kaybını önler ve cevabın seçimini kolaylaştırır.

 

5.Puanlamada kolaylık sağlaması açısından cevap boşlukları yani seçilen cevabı göstermek üzere harfin yazılacağı boşluklar öncüllerden önce gelmelidir.

 

6.Cevapların seçileceği sütun bir kelime listesi ise alfabetik sıraya göre ; rakam , sayı ya da tarihlerden oluşuyor ise büyüklük sırasına göre düzenlenmelidir.

 

7.Bir eşleşme takımını oluşturan maddelerin tümü aynı sayfada bulunmalıdır. Bir eşleme takımı bölünmüş olarak iki sayfada verilirse bu öncüller ve cevaplar listesinin bir bütün olarak algılanmasını engelleyeceği için cevabın seçimini güçleştirir.

 

8.Ceavap sütunundaki ifadeleri belirtmek için onların başında büyük harfler kullanılmalıdır. Küçük harf ya da rakam kullanılması cevaplayıcının bunları birbirinden ayırt etmesinde güçlük yaratır.

 

9.Yönergede eşleştirmenin neye göre yapılacağı cevapların nasıl işaretleneceği açık ve anlaşılır bir dille belirtilmelidir. Ayrıca cevaplar sütunundaki ifadelerin cevaplamada kullanılmasına ilişkin şu soruların cevabı da bulunmalıdır yönergede ; Cevaplayıcı bir ifadeyi sadece bir kez mi kullanabilecektir , yoksa gerektiğinde bazı ifadeleri bir kezden daha çok kullanabilecekmidir? İfadelerden bazıları cevaplayıcı tarafından hiç kullanılmayabilir mi? Bu noktaların yönergede iyice açıklığa kavuşturulmuş olması cevaplayıcılar açısından herhangi bir yanlış anlama olasılığını ortadan kaldırır.

 

 

 Mehmet BİREKUL, 2014

 

 

 

 

 

Total Page Visits: 6724 - Today Page Visits: 3